28 Aralık 2013 Cumartesi

Cevizli, Havuçlu, Tarçınlı Muffin Tarifi

Merhabalar, uzun süredir bloğa yazı yazamıyordum.
Ne zamandır blogda vermek istediğim bir tarif vardı.
Cevizli, havuçlu, tarçınlı muffin tarifi vermenin tam zamanıydı.




 Bu muffinleri geçenlerde öğretmen arkadaşlar geldiğinde yapmıştım.
Hatırlamak isteyenler buraya tıklayabilir.




8 Aralık 2013 Pazar

Yılın İlk Karı ve Ankara'dan Kar Manzaraları...

Ankara'nın kışından, karından, ayazından büyük bir merhaba,
Facebook sayfamda paylaştığım bir duvar yazısıyla giriş yapalım : )




Dün başkentimize bu kışın ilk karı yağdı...
Annemler bizde olduğu için Erdem'i evde onlarla bırakıp gece geç saatlerde eşimle
 koşa koşa dışarı çıktık : )
Daha apartmandan çıkmadan önce çocuklar gibi heyecanlanmıştım :)
Kar görmeye giden masum blogger : )




6 Aralık 2013 Cuma

English Home Marka Ürünleri Kazanan Takipçimiz Belli Oldu

Yapılan çekiliş neticesinde tüm şartları yerine getirerek English Home'dan birbirinden şirin bu üç ürünü kazanan Gülerdem Blog takipçilerinden Elçin Aytabanoğlu Civelek Hanım'ı tebrik ederim

Güzel günlerde kullansın inşaallah :)




Elçin Hanım'ın hediyelerini hemen ertesi gün paketledim ve kargoya verdim.
Şu an Tekirdağ'a doğru yola çıktı. : )

3 Aralık 2013 Salı

Kokoş ile Küçük Bir Kaçamak : ))

Merhaba,
Son aylarda yok taşınmaydı, yok kazaydı, yok hastalıklarımdı derken gerçekten çok zor günler geçirmişim.
Neyse ki arkadaşlarım, dostlarım, annem, babam yalnız bırakmıyorlar.

Dün ahiretliğim, eski dostum, canım arkadaşım, kardeşim Kokoş'la Ayrancı'daydık.
Ufak bir işimiz vardı.
İşimiz bittikten sonra Erdem'in çıkış saatine kadar herhangi bir yerde biraz takılalım dedik.



29 Kasım 2013 Cuma

Eskimeyen Eski Dostlarımın Ziyareti...

Merhabalar,
Bugün iş arkadaşlarım, aradan zaman geçmesine rağmen,
eskimeyen eski dostlarım, aynı zamanda Erdem'in en sevdiği öğretmenlerinden ikisi geldi ziyaretimize...

Erdem her misafire olduğu gibi onların da gelişinin saatlerini saydı... 
Üstelik bir de sevdikleri olursa vakit geçmek bilmiyor onun için...



27 Kasım 2013 Çarşamba

Fırında Çipura Tarifi!

Merhabalar,
Ben kendimi aştım diyorum da inanmıyorsunuz. : )
Özellikle tiroid, kansızlık gibi hastalıklar vuku bulunca beslenmeme özen göstermeye
ve hayatımda hiç yapmadığım şeyleri yapmaya başladım.

Bu yüzden anneciğim görünce şaşırmasın.
Evet, bu balığı ben pişirdim kendi ellerimle... : )
Sevinçten de olsa ağlama anneciğimmm : ))

Tarife geçmeden önce hiç balıktan anlamadığım için;

Lezzet yönünden çipura önerisinde bulunan Mete Abi'me
Pişirme yöntemlerini anlatan ve püf noktalarını veren 
Öveçler Dalyan Balıkçısına teşekkür ediyorum. : )

Gelelim yapılışına...


80'ler ve Keçiboynuzu : )

Merhabalar,

Yine ahhh 80'ler diye hayıflanarak başlıyorum yazıma...
Aramızdan bazıları hala bilmiyor keçi boynuzunu ve faydalarını...
Çocuklarımızsa tanımıyorlar bile bu şifa kaynağı, lezzetli ve mucizevi bitkiyi...

80'lerde böyle miydi? 
Sokaktan mutlaka kuruyemişçi geçer ve mutlaka sattıklarının içinde keçiboynuzu bulundururdu.
Biz kardeşimle patlak toplarımızı verir, karşılığında takas usülü keçiboynuzu alırdık : ))
Şimdi onu bulmak eskisi gibi kolay değil...
Bende anemi olduğu için aktarda bulabildim ancak...
Nerede o eski sokak leblebicileri : ))



Gelelim kıymetini bilmediğimiz keçiboynuzunun faydalarına...

26 Kasım 2013 Salı

İlk Çekilişimiz için Hazır mısınız? Hediyemiz English Home Hediye Paketi!

Merhaba,
Uzun zamandır düşünüyordum blogda bir çekiliş yapıp hediyeler vermeyi...
Kısmet bugüneymiş. Eşe dosta haber salın : )

Hemen English Home ürünlerinden oluşan hediyelerimi ve 
yapmanız gerekenleri söyleyeyim sizlere...

İlk ve en beğendiğim hediyem English Home Mathilda Somon Rengi Takı Askılığı...

 

23 Kasım 2013 Cumartesi

Kokoşumun İade-i Ziyareti

Merhabalar,
Geçenlerde evine gittiğim ve sizlere evinin dekorasyonunu burada uzun uzun anlattığım benim biricik dostum Kokoş'um nihayet bugün bize geldi. 
Tekrar okumak isteyenler buraya tıklayabilir...

Dün gece heyecandan uyuyamadım. Yeni evimde ilk defa bir arkadaşımı ağırlayacaktım çünkü : )) Hem de en özel arkadaşımı....

Gülen yüzü ve tüm pozitifliğiyle gelen Kokoş'um Erdem'le de ayrı bir aşk yaşıyorlar. 
Bu çiçekleri benim için almış sanmıştım ama "Onlar Erdem'in" deyince ben de bir güzel bozuldum tabii : )))



22 Kasım 2013 Cuma

Ralli Pilotumuz Burcu Çetinkaya Tesettüre Girdi...

Merhabalar...

Ünlü ralli pilotumuz Burcu Çetinkaya dün tesettüre girdi. Bugün Twitter hesabına koyduğu profil fotoğrafıyla bunu duyurmasıyla beraber sosyal medyadan tepki toplamaya başladı. Ben yalnızca hayırlı ve mübarek olsun demek istiyorum.


Burcu Çetinkaya Twitter'dan ve televizyonlarda canlı yayınlarda açıklamalarda bulunuyor. Bu yolculuğu kendi içinde yaşadığını, kimsenin etkide bulunmadığını, bir günlük ya da anlık bir şey olmadığını söylüyor. Dün tesettüre giren ünlü pilot 3 yıl önce namaz kılmaya başladığını ifade ediyor.

13 Kasım 2013 Çarşamba

Muharrem Ayının 10. Günü (Aşure Günü) Mucizeleri

Merhabalar,
"Allah'ın ayı" diye bildiğimiz Müslümanlarca kutsal kabul edilen Muharrem ayının içerisindeyiz.
Bugün de 10 Muharrem...
Yani Aşure günü.
Yüce Rabbi'miz  Muharrem ayının 10. gününe tekabül eden Aşure Günü'nde peygamberlerimize bazı lütuf ve ikramlarda bulunmuş.

11 Kasım 2013 Pazartesi

Sensodyne ile Diş Temizliği : )

Merhabalar,
Bugünkü konumuz dişlerimiz, diş fırçamız, diş macunumuz... : )
Bir sürü insan gibi ben de diş fırçalarken diş eti kanamasından şikayetçiyim.

Bugüne kadar hani arkadaşlarımızın sattığı organik kıllı, pahalı diş fırçalarından, 
devlet babamıza bağlı ağız ve diş sağlığı merkezlerinin eşantiyon olarak
dağıttığı diş fırçalarına kadar çeşit çeşit diş fırçası kullandım : )

Kullandığım diş fırçalarının hepsi de diş etlerimi kanım kanım kanatıyordu : ))
 Bu ne demekse :D
Dişlerime acı veriyor, insanı diş fırçalamaktan soğutuyordu.

Dün alışverişte  tam kasaya yaklaşırken diş fırçalarının önünden geçtik.
Son diş fırçalama maceram ve lavaboya akan kanlar aklıma geldi.
Elimin ilk dokunduğu fırçayı alelacele sepete attım.
Baktım, markası Sensodyne'miş.





 
Uzun süredir aynı markanın diş macunu ile diş ipini  kullanıyordum,
her ikisinden de çok memnundum.
O yüzden içimden bir his fırçanın çok iyi çıkacağını söylüyordu. : )
Zaten pembiş rengini de çok sevmiştim.
Üzerinde hassas dişler için yazıyor olması da tam bana uygun olduğunun göstergesiydi.

Eve gelir gelmez, daha alışveriş poşetlerini boşaltıp yerlerine yerleştirmeden 
dişlerimi fırçalamak için banyoya koştum. : )))

 Bir diş fırçalamak bu kadar mı zevkli olur :D:D
Fırça dişlerinizin üzerinde kayıp gidiyor sanki...
Kolunuz hiç yorulmuyor...
Dişleriniz hiç acımıyor.
Fırçanın kılları yumuşacık... : )
Kanama hafif şiddette yine oldu ama daha ilk kullanım olduğu için önemsemedim.
 Yani reklamın da böylesi.. : )
Sensodyne bu kadar övgüyü karşılıksız bırakmaz herhalde : )
İstedikleri an banka hesap numaramı verebilirim :)))

Kendime o kadar çok sinirlendim ki... 
Niye bunca yıl fırça mağduriyeti yaşadım, neden bir bilene sormadım diye...

Sonrası çok komik : )
Fırçayla aramda öyle bir bağ oluştu ki, saat başı diş fırçalamak istiyorum falan..
Üç-beş badem yiyorum, dişlerimi fırçalamam lazım,
bir meyve yiyorum, ben bir dişlerimi fırçalayıp gelsem gibi
diş fırçalamak için bahaneler üretir oldum :D
Ama herşeyin fazlası zarar tabii :D
Sonradan kendime engel oldum. :D

Bir diş fırçası üzerine bu kadar uzun yazılır mı?
Demek ki yazılıyormuş : )))




9 Kasım 2013 Cumartesi

Taurus AVM ve Angry Birds Macerası

Güzel Ankara'mızın nur topu gibi bir AVM'si daha oldu. 
Her ne kadar evime yakın olduğu için buna sevinsem de AVM fazlalığı ve
 trafiğimizi felç ettiği için de üzülmemek elde değil...

Biz de merak edip gittik Konya Yolu üzerindeki Taurus'a...
Aslında daha sonra da gidebilirdik ama
1 ay önce yapılan Angry Birds reklamlarından dolayı Erdem başımızın etini yedi.
Yani asıl amacımız Angry Birds'tü.
Erdem'le babası bu macerayı yaşamak için hemen sıraya girdiler.




Çok büyük bir AVM Taurus..
Etkinlik yemek katında olduğu için sadece bu katın fotoğrafını çektim sizin için : )

7 Kasım 2013 Perşembe

Bir Ev Ziyareti ve Tefsir Sohbeti

Geçtiğimiz günlerde Esma Ablalardaydık... Esma Abla babamın kuzeni, aramızda çok yaş farkı yok... Aynı okuldaydık öğrencilik yıllarımızda... Ben orta 1'e giderken o lise son sınıftaydı. Liseye kadar İsviçre'de okuduğu için Türkçe'si zayıftı. Hala iyi olduğu da söylenemez ama kötü olduğu daha iyi... Türkçe konuşurken inanılmaz sevimli oluyor.Üniversitede Fransız Dili ve Edebiyatı okudu. Daha sonra İsviçre'de Türkiye'deki Sosyal Hizmetler bölümü tarzında bir bölüm okudu. Derken evlendi, bebeği oldu vs...

Artık Türkiye'de yaşıyor... Halamla yakın oturdukları ve kuzen oldukları için sık sık görüşüyorlar. O günden bir hafta önce de Esma Abla'nın doğum günüymüş. Fırsat olamamış, sonradan kutlamaya karar vermişler, beni de mütevazı partilerine davet ettiler. 

Üçümüz de bekarken de biz yine Esma Ablalarda buluşur, takılırdık. O günleri hatırladım ama tek bir farkla...
Çocuklarımız : ))



3 Kasım 2013 Pazar

Fırında Hamsi Tarifi

Bir yemek tarifiiyle daha merhaba,
Doğru dürüst et yemeyen ve 2-3 senede bir kere balık yiyen biri olmam,
bana tiroid ve demir eksikliği anemisi gibi üzücü hastalıklarla geri döndü.

Her iki hastalığım için de haftada en az iki defa balık yemem gerekiyormuş.
Ama ben ne balık temizlemeyi ne de pişirmesini bilmiyorum : (
Bu yüzden annemi bulmuşken bana pişirmesini ve öğretmesini istedim.

Şimdi gelelim son halini gördüğünüz fırında hamsimizin yapılışına : )



1 Kasım 2013 Cuma

Ikea'da Bir Hafta Sonu...

Geçtiğimiz hafta sonu evin bazı eksikleri için  Nata Vega AVM ve Ikea'daydık.
Hastalığımdan dolayı  yazmam biraz zaman aldı.

Teflon yemek tenceremin içinde bir iki tane delik çıktığı için 
doktorların tavsiyesine uyarak yeni tencere alma girişimiydi bu alışveriş : )
Bildiğiniz gibi ufacık teflonlardaki ufacık döküntüler bile kanser yapan zehirler üretiyor.

İlk durağımız Karaca oldu. 
Çünkü Nata Vega'da Karaca'dan başka tencere-tava satan bir dükkan bulamadık : )




En çok alttaki fotoğraftaki  güveç tipi tencereyi beğendim ama takım halinde satılıyordu.
Benim tek bir tencereye ihtiyacım vardı.
Gereksiz alışveriş ve israfa da lüzum yoktu.
Uygun fiyatlı seramik tencere takımı içinse üst fotoğrafın sağ alt köşesindeki takımı tavsiye edebilirim.

31 Ekim 2013 Perşembe

Babaannemin Şifa Dopingi

Hasta günlerimin birinden daha merhaba,
4 gün oldu, hala iyileşemedim.
Aramızdaki savaşta grip üstünlüğümü korumaya devam ediyor.
Annem iyileşmem için elinden geleni yapıyor.
Meyveleri soyup soyup getiriyor, sağ olsun ...
Nar hakkında öğrendiğim bir bilgi; kanserle en iyi savaşan meyveymiş nar...



Zeytinyağı Mucizesi; Selesta Life Saf Zeytinyağı Sabunu


Merhaba,
3 gündür griple savaşıyor, boğuşuyor, cebelleşiyor ve işteş fiil gerektiren tüm davranışlarda bulunuyorum.
Annemler bana bakmak için geldiler, bizde kalıyorlar, yediriyorlar, içiriyorlar. : )
Bütün bunlar olurken postlarım da birikti tabii...

Aslında bu sabuna blogda yer vermeyecektim. 
Fakat çok beğendim Selesta Life Saf Zeytinyağı Sabununu...
Vatana, millete bir hayrım daha dokunsun diye paylaşayım dedim... : )


27 Ekim 2013 Pazar

Uşak Yöresi Cebleme Tarifi

Bayramda eşimin teyzesine gittiğimizi burada anlatmıştım.
Bendeki anemi de haddini aştığı için son zamanlarda sürekli et yiyorum.
Yemek zorundayım sevmesem de ...
Et yemekleri konusunda cehaletim büyük olduğu için büyüklerden öğrenmeye çalışıyorum.
Yemek konusundaki rehberlerimden biri de Semra Teyze...
Ondan bir sürü tarif aldım ve teker teker deniyorum.
Daha önce de Semra Teyze usülü böreği burada paylaşmıştım.
Gelelim benim becerikli tonton teyzemden aldığım Uşak yöremize Cebleme tarifine...
Malzemeler:
1 kilo kemikli et ( kemiksiz de olabilir)
1 kaşık zeytinyağı
Yarım kaşık tereyağı
Pul biber
Tane karabiber
Kekik 

23 Ekim 2013 Çarşamba

Google Hastaneciliği ve Internet Doktorculuğu

Son zamanlarda her ne kadar sizlerle eğlenceli laylaylom postlar paylaşsam da aslında son zamanlarda sağlık problemlerim var ve bunları feci şekilde takıyordum. Hastalığımı elaleme yaymak istemiyordum ama benim yaptığım bazı yanlışları herkes yapmasın diye yazma gereksinimi duydum.

Önce kısaca başıma gelenlerden bahsedeyim. Sonra yapmamız ve yapmamamız gerekenlerden...

20 gün kadar önce sağlık ocağında aile hekimimiz bana bir kan tahlili yapmıştı. Demir depolarım boş çıktı. Bu beklemediğim bir sonuç değildi, dolayısıyla hiç şaşırmadım. Beni asıl şaşırtan tiroid bezinin gereği gibi çalışmadığı için TSH seviyesinin olması gerekenden yüksek çıkması idi. 65 yaşlarındaki, beni, eşimi ve Erdem'i çok seven aile hekimim bu testi iyi ki yaptığımızı, boynumda guatr, kitle ve hatta o kitle de kanser olabileceğini söyledi. Hakkını yemek istemiyorum. Kesin tanı koymadı tabii ki sadece ihtimalleri söyledi. Fakat bir doktorun benim gibi takıntılı ve pireyi deve yapan bir hastaya kesinleşmemiş teşhisler koymaması, tahminlerde bulunmaması lazımdı.

21 Ekim 2013 Pazartesi

Kurban Bayramı 4.Gün (Eski Plaklar)

Bu bayram 45'lerden 70'lere kadar nostalji dolu dakikalar yaşadım.
Bayramın 3. günü eşimin teyzesinde gördüğüm birbirinden ilginç antikaları burada anlatmıştım.
Bayramın son günü de daha önce evini gezdiğim blogda da buraya yazdığım 
Çağlayan Abi ve Turcihan Abla'yı ziyarete gittik.
Bu tatlı çiftin evini hatırlamak isteyenler buraya tıklayabilir.

Biz bayram gününe dönelim bir an önce...
Evlerini ilk ziyaret ettiğimde balkonun dekorasyonu tam olarak bitmemişti.
Evdeki diğer misafirler gittikten sonra beni balkona götürdüler.

Balkonun mutfaktan görünümü... : )


Önce şark odası şeklinde döşenmiş balkonumuzu geniş çekimlerle görelim...
Evimizin kızı ve Erdem genel çekim fotoğraflarımızı süslüyor.





Orta sehpayı süsleyen bal kabağı bir kaç gün içinde kabak tatlısı olacak : ))



20 Ekim 2013 Pazar

Kurban Bayramı 3. Gün ( Erkek Tarafı : ) Antika Eşyalar)

Bayramın 1. gününü babaannemde geçirdiğimizi burada anlatmıştım.
2. gününü de tamamen erkek tarafına ayırdık :))) Tüm gün eşimin teyzesindeydik.

Semra Teyze'yi kayınvalidem gibi gördüğümü ve çok sevdiğimi her yerde söylerim.
Semra Teyze'den bahsedince hep aklıma bir zamanlar gelin-kaynana-evlendirme programlarında
gündemden düşmeyen Semra Kaynana geliyor. : ))
Semra Teyze'm gerçekte henüz kayınvalide olmasa da 
ben onu ciddi anlamda kayınvalidemin yerine koydum.

Evlendiğimiz günden bu yana bana, eşime ve evliliğimize elinden geldiğince destek oldu.
Genç yaşta hayat arkadaşını kaybettikten sonra iki evladı için evlenmeyip, tek başına ayakları
üzerinde durarak onları okutan, yetiştiren, çok muhterem ve eli öpülesi bir kadın Semra Teyze...
Erdem de o kadar çok seviyor ki yıllardır ona babaanne diye hitap ediyor... : )



19 Ekim 2013 Cumartesi

Kurban Bayramı 2. Gün (Babaannemler :)

Bayram sonrası herkese merhaba!
Kurban Bayramlarının 1. günü kurban kesimi, et doğrama ve dağıtma şeklinde
geçtiği için biz de ziyaretler 2.gün başlar.
Dolayısıyla da bloğa konu olacak malzemeler de 2. günden itibaren ortaya çıkar.

Son kan tahlillerimde demir depolarım bomboş çıktığı için demir hapı kullanıyorum.
Eti sevmediğim halde, bu hastalık ve doktor tavsiyesi yüzünden
 son 15 gündür 33 yıllık hayatımın toplamında yediğim kadar et yemişimdir. : )
Üstüne kurban bayramı da gelince et düşüncesi bile ruhsal dengemi bozmaya yetti.
Yine kendi kendimin doktoru oldum ve eti unutup babaannemin muhteşem baklavalarını yemek üzere 
şıkır şıkır giyinip yola çıktık.
Bu bayram yeni bir şey almadım.
Üzerimde gördüklerinizin hepsi geçen yıldan kalma...
Parçaları birbirine uydurmaya çalışıp aktım bayramlara... : ))



14 Ekim 2013 Pazartesi

Kurban Bayramı Hazırlıkları : )

Bugün 2013 Kurban Bayramı arefesi... 
Bayrama bir gün kala ben bitik vaziyetteyim.
Nedenini hemen anlatayım.
Bildiğiniz gibi işime evden devam ediyorum.
Evde çalıştığım için de kendimi yarı iş kadını yarı ev kadını gibi hissetmeye başladım. : )
İlk defa bir bayram temizliğine giriştim.
Yaptığım temizlik de yarı ev kadının yapacağı kadar oldu tabii : )


3 Ekim 2013 Perşembe

Yeni Gelin Evi Dekorasyonu :))

Merhabaaa!
Birazdan sıfır kilometre gıcır gıcır bir evin dekorasyonuna şahit olacaksınız. :)
Çünkü bu bir yeni gelin evi...
Her şey özenle seçilmiş.
Nişanını burada, kına gecesini burada, düğününü de şurada paylaştığım Ayşe'nin evi burası... :)
Bloğu yakından takip edenler bilirler.
Düğün postunun sonunda düğün gecesi yemek götürmek için evine gittiğimizi söylemiştim.
İşte tam o anda çektim bu fotoğrafları.
Hemen çıkmamız gerektiği için aceleyle çekildi.
İdare edin lütfen... :)
Her zamanki gibi salondan başlıyorum anlatmaya...
Beyaz ve mor tonlarının kombinasyonuyla oluşturulan salonun renkleri feng-sui felsefesine göre doğru bir seçim...
Zira mor, beyin çakrasının rengi...
Yaratıcılığı artıran ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayan bir renk...
Bu yüzden renk bilimciler evin en çok yaşanan bölümü salon veya oturma odalarının mor ile dekore edilmesini öneriyorlar.
Ben de salonumda hayli eskimesine rağmen ( malum 9 yıl bitti :) mor ve lila tercih etmiştim.
Bu arada orta sehpa üzerindeki bohçalar, bizim adetlerimize göre düğün sonrası ziyaretlerde büyüklere götürülmek için hazırlanıyor.

2 Ekim 2013 Çarşamba

Erkekler Neden Erken Ölür?




Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı.

Annem, 'Geç oldu,' dedi, 'zaten yorgunum, ben yatıyorum.'

Annem kalktı, mutfağa gitti.

Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.

Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.

Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.

Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu.

Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.

Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu.

Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu.

28 Eylül 2013 Cumartesi

Veee Ayşe'min Düğünü

Kına gecesinden sonra Ayşe'nin düğünüyle yeniden merhaba...
Tüm aile olarak günler öncesinden hazırlanmaya başladık bu düğüne... :))
Heyecanlandık, telaşlandık, uzun uzun konuştuk.

Düğünde o kadar çok fotoğraf çektim ki (500'ün üstünde) hepsini burada paylaşmak istedim ama tabii ki teknik olarak bu imkansızdı. En güzellerini seçmeye çalıştım.
60 civarında fotoğraf seçtim, neredeyse bir o kadar daha kullanamayacağım harika fotoğraflar var:(
Fotoğrafları seçtikten sonra da posta nasıl başlayacağıma,
hangi sıraya göre anlatacağıma uzun süre karar veremedim.
Bu yüzden en kolayını seçtim.
Düğün evine gittiğim andan itibaren fotoğrafları sıralayacağım.
Sonra gelinin evden çıkışı, düğün salonu vs. diye devam edecek :))


Eve gittiğimizde gelin hanım hala kuafördeydi.
 Geldikten sonra evden çıkmadan önce birkaç eğlenceli fotoğraf çektik.
Bu şirin çerçeveyi diğer kuzen hazırlamış.
Kına gecesinde ve düğünde birbirinden güzel şeyler hazırlamış, eline sağlık...
Gelinin ve Erdem'in hatıra fotoğrafıyla başlayalım.
Bu arada hala Kına Gecesi postuna bakmayanlar varsa buraya tıklasın ;)



24 Eylül 2013 Salı

Ayşe'min Kına Gecesi

Bundan 9 ay önce nişanını burada sizlerle paylaştığım kuzenim Ayşe'nin kına gecesinde tüm kuzenlerle ve akrabalarla bir araya geldik. 
Taşınma mevzuları yüzünden gecikmeli de olsa yazıyorum. 
Bol fotoğraf olduğu için sizleri yazılarla boğmak istemiyorum : ) Tek kelimeyle muhteşem bir geceydi. Rengarenk, ışıl ışıl, pırıl pırıl bir kına gecesine gitmeye hazır mısınız? :) 

Bu arada blogdaki postlarımı düzenli olarak Facebook sayfamı buraya tıklayarak beğenip takip edebilirsiniz.

Yakın tarihte kına gecesi planları olan gelin adayları, orijinal kına gecesi fikirlerinin yer aldığı bu postu okuyunca bana dua etsin lütfen :))

 Kuzenim uzun araştırmalardan sonra Ankara'nın restore edilen tarihi mekanlarından Hamamönü'ndeki Kına Konağı'nı seçmiş, çok da iyi yapmış. 
Erkek sineğin bile giremediği mekan bütünüyle kına gecesi konseptine uygun olarak dizayn edilmiş.




Önce Kına Konağı'ndan detaylar...
Kıyafetler için biraz daha sabredin :))


6 Eylül 2013 Cuma

ODTÜ'de Rezalet !

ODTÜ'de başörtülü öğrencilerin nasıl taciz ve rencide edildiğini hala izlemeyen varsa buraya tıklayarak izleyebilirler. Tabii bu konuyla ilgili benim de iki çift sözüm olacak.

28 Şubat döneminde bile okuldaki arkadaşlarımız tarafından böyle iğrenç bir tacize mağdur kalmadık. Bilakis sol görüşlü arkadaşlarımız da dahil olmak üzere, inançlarımıza saygılı davranırlar ve kalben bizi desteklerlerdi. Sağcısı, solcusu, İslamcısı, sosyalisti üniversitenin bir özgürlük ve tartışma alanı olduğunu bilirdik hepimiz. Fikirlerimiz ayrıydı ama amacımız birdi. Hepimiz özgürlüğümüzün peşindeydik. Hepimiz aydın insanlardık ve hep birbirimize destek olduk. Devletin bizi tek tipleştirmesine karşıydık, farklı görüşlerin zenginlik olduğunu, fikirlerin zıddıyla var olduğunu bilir, saygı ölçüleri dahilinde uygarca düşüncelerimizi tartışırdık. 

Kısa bir anı: 1998'de güvenlik görevlilerinin ve polisin bizleri okula almadığı bir kış günü, bendeniz lapa lapa yağan karın altında saatlerce oturup birilerinin insafa gelmesini beklerken sol görüşlü arkadaşlarımın belli aralıklarla bana dışarı sıcak kahve getirdiğini bugün gibi hatırlıyorum. Onlardan biri şu anda NTV muhabiri... Kulakları çınlasın.

Bunun adına ne derseniz deyin: İnanca saygı, arkadaşlık, insanlık...

İşte bu yüzden ODTÜ'de yaşananlar ne insanlığa ne çağdaşlığa ne de bilime sığmaz. Başörtülü arkadaşlarına bu travmayı yaşatan kin ve nefret dolu  ODTÜ'lü öğrencilerden ÖSS'den kaç puan alırlarsa alsınlar; ne bilim insanı olur ne de İNSAN olur.





Evrim'ciğimin Doğum Günü : ))

Uzun bir aradan sonra harika bir doğum günü partisi ile sizlerle buluşmamın nedeni, yine uzun bir aradan sonra aylardır görmediğim arkadaşlarımla buluşmamdır efendim. 
Evet, bu bildiğimiz şaşalı,  devasa ya da eğlence dolu bir doğum günü kutlaması değildi ama artık aynı ortamı paylaşmayan insanların bir araya gelmesi ve mekanın arkadaşlıkta bağlayıcılık özelliği olmadığını gösteren bir buluşmaydı. 

Blog takipçilerinin yakından tanıdığı Nihan'cığımın organizasyonuyla gerçekleşen doğum günü kutlamasının esas kızı yine blog takipçilerinin yakından tanıdığı ve yüzünü hiçbir zaman saklamak istemeyen arkadaşım Evrim'ciğimdi. O kadar güzel bir akşamdı ki Nihanların erken kalkmasına rağmen biz kalanlarla gece bitmek bilmedi. Çok geç saatlerde eve döndük.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Kokoş'un Pizza Böreği

Geçen hafta canım arkadaşım, eski dostuma ziyarete gitmiş; o günü ve
arkadaşımın ev dekorasyonu konusunda zevkini yansıtan her ayrıntıyı burada bol bol fotoğraflarla uzun uzun anlatmıştım.
Evi anlatmaktan yiyip içtiklerimize sıra gelmemişti hatırlarsınız. Sadece pizza böreğini görüntülemiş ve sizlerle tarifini paylaşacağıma yine burada söz vermiştim. Sözümü tutuyorum. : )
Ben gittiğimde böreğin ilk iki aşaması tamamlanmıştı ve tam bu haldeydi.
Buraya kadar olan kısmı Kokoş'a anlattırdım tabii ki... : )
Önce malzemeler; 4 adet yufka ve içi için evde ne bulursanız ondan : )) Mesela bunun içinde maydanoz, taze kırmızı biber, mantar, sucuk ve en üstte gördüğünüz gibi kaşar peyniri var...
Önce iki yufkayı alıyorsunuz. 1.sini yusyuvarlak açtıktan sonra her yerine sıvı yağ sürüyorsunuz.
Üstüne ikinci yufkayı yayıyorsunuz. Onun üstüne de yağ sürülüyor muydu? Hatırlayamadım.
Annenize sorun o bilir...
Sonra önünüzdeki dairelerin dört tarafından kenarlar karşılıklı ortada birleşecek şekilde, yani bir kare olacak şekilde katlıyorsunuz.
İşte burayı kaçırmamız kötü oldu. Ne yapalım.
Tüm iç harcını tam ortaya döküp en üste kaşar rendesi koyuyorsunuz.


25 Ağustos 2013 Pazar

Everywhere R4BIA... Mısır için Direniş, İnsanlık İçin Diriliş Mitingi... Sıhhiye Meydanı...

21. yüzyılda, çok gelişmiş kitle iletişim araçlarının var olduğu milenyum çağında, 
Avrupa'nın, Amerika'nın, Bir"leş"miş Milletler'in, medyanın, dünyanın gözü önünde Orta Doğu'da gerçek mermilerle, kimyasal silahlarla bebekler, kadınlar, çocuklar, gençler, yaşlılar, insanlar 
KATLEDİLİYOR!

Ve bazı sözde İslam ülkeleri dahil olmak üzere 
bütün dünya bir âmâ gibi yaşanan KATLİAMI, akan oluk oluk kanları görmüyor, görmezden geliyor.





Canlı yayında "Mısır'da darbe oldu" haberini ilk dinlediğim anda biraz tarih ve siyaset bilimine ilgi duyan herkes gibi akacak kanı, yaşanacak ölümleri  düşünmüş ve gayrihtiyari ağzımdan çıkan "Olamaz" sözcüğünün ardından ağlamaya başladığımı bugün gibi hatırlıyorum. Ama darbenin bu denli bir kıyıma, böyle korkunç bir vahşete dönüşeceğini hiç düşünmemiştim. 

Zaten aylardır, Mısır'da ve Suriye'de yaşanan acıyı hepiniz görsel ve sosyal medyadan takip ediyorsunuz ve sürekli dua halindesiniz inşaallah... 
Bu yüzden lafı güzafa düşmeden konumuza girelim.

Günlerdir içimde biriken acıyı ve öfkeyi bir yere kusma ihtiyacı hissediyordum.
Türkiye'de ve dünyanın bir çok yerinde darbe karşıtı protestolar yapılıyordu. 
Neden Ankara'da bir miting düzenlenmiyor diye düşünürken 24 Ağustos'ta Sıhhiye Meydanı'nda Mısır İçin Direniş, İnsanlık İçin Diriliş Mitingi yapılacağını duydum.

Miting saat 4'teydi. Hemen planı yapıp erkenden kalktım. Önce işlerimi yaptım. Sonra kahvaltı yaptık ve miting saatine kadar eşyaları topladık, koliledik. Yine taşınıyoruz biliyorsunuz :)

Saat 16.00'ya gelirken hemen üstümüzü giyip yola koyulduk.
Elimizde R4BIA, kalbimizde R4BIA ile...

EĞER BİRAZ HATRIM VARSA SİZLERDE, bundan sonrasını
BURAYA TIKLADIKTAN sonra çıkan ezgiyi açarak okuyun lütfen...

Arabayı Maltepe'ye park ettik, Maltepe'den Sıhhiye'ye kadar yürüdük.
Yürüdük, yürüdük.
Tekbir-Allahuekber sesleri yaklaşmaya başladı.
Miting meydanına vardığımızda etrafı R4BIA işaretiyle dolu pankartlar, dövizler ve afişlerle süslendiğini görmek bile ilk anda beni duygulandırdı.

Türkiye, Mısır ve R4BIA bayrakları yan yana...






Bu posta adını veren Everywhere R4BIA afişi...






Eşim ve oğlumla birlikte R4BIA selamıyla selamladık alanı...







Orada bulunan herkes kalbinde merhamet taşıyan her insan gibi duygusaldı.








İhvan liderinin 17 yaşındaki kızı Esma'ya yazdığı mektup sinevizyon gösterisiyle verildi.







Her şeyi unuttuğum o an...
Aklımda, kalbimde sadece Esma'nın ailesinin yaşadığı derin acının binde biri var...
Tek elim yetmiyordu sanki...







Hayatı benimle paylaştığı için teşekkür ediyorum ona...
Onu çok seviyorum.







Çocuklar da oradaydı...








Ve başka çocuklar da...
Belki ne için orada olduklarını bilmeden...
Şimdi bilmeseler de büyüyünce anlayacaklar darbenin soğuk yüzüne muhalefet ettiklerini...







Hayat filmimin baş rol oyuncusu oğlum olmadan olur mu?








En küçük darbe prostestocusu Yusuf Şamil...







Kah annesinin kah babasının kah dedesinin kucağında...
Ama orada...







Demokrasiyle, insan haklarıyla, insan hayatlarıyla dertleri neydi?
Bir türlü anlayamadık.

Rabiatül Adeviye nöbeti Sıhhiye'de devam ediyordu.






Yüzünün görünmesine gerek yoktu.
Mesajını alsınlar yeterdi.
Kim mi?
Kim olduğu bilinmiyordu.






İkindi namazı vakti geldi.
Sıhhiye'deki Osmanlı Camii belki hiç bu kadar dolmamıştı.
Akın akın insanlar camiye girdiler, çıktılar ve meydana geri döndüler.






Manken bebek cesetlerini görmek bile beni ve oradaki herkesi dehşete düşürmeye yetti.
Bu mankenlerin gerçeklerinden, kanlı ama cansız olanlarından Mısır ve Suriye'de binlercesinin olduğunu düşünen herkes Sisi'ye ve Esed'e binlerce lanet okudu.







Gitme vakti yaklaşıyordu.






Eller semaya kaldırıldı, küçük büyük on binlerce insan birden Mevla'ya yakardı.
Kahhar ismin hürmetine zalimleri kahreyle Ya Rabbi!







 Bugün Sıhhiye Meydanı'ndan ve her gün dünyanın dört bir yanından yükselen duaları
kabul eyle Ya Rabbi...

Mısır ve Suriye ile birlikte Filistin'de, Lübnan'da, Arakan'da, Myanmar'da, Doğu Türkistan'da ve dünyanın her yerinde akan kanları durdur Ya Rabbi...

Hangi dinden, hangi milletten, hangi ırktan olursa olsun,
masum sivil, kadın ve çocukları himaye et Ya Rabbi...

Yaşanan savaşlarda ve darbe direnişlerinde annesini, babasını kaybeden çocuklara, çocuklarını kaybeden anne ve babalara, yakınlarını kaybeden herkese
sabır ihsan eyle Ya Rabbi...

17 yaşındaki Esma ve tüm şehitlere rahmet eyle Ya Rabbi...