30 Eylül 2012 Pazar

Bir Carnavale Akşamı...





Dikmen ve civarında ikamet edenler iyi bilir Carnavale Pastanesi’ni…  Ben de yıllardır bu civarda oturan biri olarak Carnavale’ı  vasat bir pastane olarak bilir, açmamı, poğaçamı oradan alırdım. Eşim, arkadaşı Evren, Erdem ve ben eve dönerken Evren akşam yemeği yiyeceğini söyledi. Carnavale onun uğrak mekânıymış. Sabah kahvaltısını, akşam yemeğini sürekli burada yermiş. Biz de evde yemek olmamasını ve ne kadar yorgun olduğumuzu : ) bahane ederek Evren’e takıldık.

23 Eylül 2012 Pazar

2012 Yazı Düğünleri : )


Efendim, bu yaz düğün sezonunu erken açtık.  Biri yakın akraba olmak üzere toplam üç düğüne davet edildik. İlk düğünümüz havaalanı yolu üzerinde Esenboğa Airport Otel’de bir büyüğümüzün oğlunun düğünüydü. Fotoğraf makinemin azizliğine uğradığım için maalesef o düğüne ait hiçbir görüntü yok elimde… Yağmurlu bir bahar akşamıydı : ) Gelin güzel, damat güzel, yemekler güzel, her şey güzeldi.


İyi ki Mogan Var Ankara'da...



Özellikle İstanbullular Ankara’nın çoraklığından, kuraklığından, susuzluğundan yakınırlar. Ankaralılar Mavi Gölü ile Çubuk Barajı ile Mogan Gölü ile mutluyken onlara neyse : ) Sanki iki şehri de yaratan bir değil…  Sanki İstanbul’a denizi kendileri getirmiş gibi ya da İstanbul’u İstanbul yapan onlarmış gibi abarttıkça abartırlar.  Ankara’da su yok, şu yok, bu yok diyenlerin de büyük bölümü Anadolu’nun daha kırsal yerlerinden kopup İstanbul’a yerleşen ailelerin üyeleridir. İstanbul’da doğup büyüyenler bile onlar kadar sahiplenmez. : )

17 Eylül 2012 Pazartesi

Aşağılık Komplekslilerin Dayanılmaz Varlıkları


Yeryüzünden silinesi, varlığının esamesi okunmayası, kendisini yetersiz hisseden, birileri onları belli yer ve makamlara layık bulduğu halde, bulunduğu yeri hazmedemeyen, başı eğik ama burnu dik, gözleri fel fecir okuyan, insanların kendisini methetmesinden olağanüstü haz duyan aşağılık kompleksliler! Bu tür karakterlerle yaşamak ve onlarla aynı havayı teneffüs etmek o kadar zor ki… Muhatap olmayayım dersiniz ama bu kez de kale alınmadığı için ayrıca kompleks yapıp diş bilerler. Avını bekleyen vahşi hayvanat gibi en ufak bir hatanı aleyhine değerlendirme fırsatını mutlak değerlendirirler.

11 Eylül 2012 Salı

Boyun Fıtığı Kaplıca Tedavisi-Afyon Bolvadin


Bilenler bilir. Ben ciddi bir boyun fıtığı hastasıyım. Ortopedik yastık, ilaç tedavisi, bir aylık fizik tedavi gibi tıbbi yöntemler ağrılarımı dindirmeye yetmeyince bütün kış boyu kaplıcaya gitmek için yazın gelmesini bekledim. Hidroterapinin fiziksel ve psikolojik birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğuna her zaman inanmışımdır. Merak edenler için boyun fıtığının bendeki belirtilerini söylemek istiyorum.

6 Eylül 2012 Perşembe

Detaylara takılmak...

Detay, ayrıntı, teferruat… Üçünün de manası aynı… Hangisini kullansam daha çok dikkat çekerim diye düşünmeden teferruatla başlamıştım ama kişilerin önyargıları yüzünden, bazen dilimizde aynı anlama gelen birçok kelimenin olması beni kızdırıyor. Kelimeleri bile sahiplenmişler. Detay desen şucu, teferruat desen bucu oluyorsun. Derken asıl konuşacağın meseleyi unutuyorsun. Ben hepsini kullanıyorum. Eski-yeni ayırmadan tüm sözcükler benimdir, o kadar diyerek şucu ve buculara meydan okuyorum.  Daha az önce aynı paragrafta hem “kelime”yi hem “sözcük”ü, hem “anlam”ı hem “mana”yı bir arada kullanmanın zevkini yaşıyorum ve şu anda daha konunun başında böyle bir detaya takıldığım için kendime kızıyor, dişlerimi sıkıyorum.

Bu kız sonunda sadede gelir. Teferruata takılmak hayatta en iyi becerilen şeylerden biridir. Bütün azılı problemler de bu beceri sayesinde yakalara yapışır. Uykusuzluk, asabiyet, şüphecilik,  umursamaz tavırlar, sarkastik davranışlar, olur olmaz hırçınlıklar, yersiz saplantılar, sayısız depresif haller…



5 Eylül 2012 Çarşamba

Neden derdim yok deme!

Deme! Neden derdim yok deme! Beyazlar içinde simsiyah rüyalar görürsün. Neden derdim yok dersen, saçlarını köklerinden yolup göz pınarların kuruyana kadar ağlarsın. Kurumuş yapraklar çıtırdar vücudunda, karanlık sokak köşelerinde uyanırsın uyanıkken…  Nefes alamazsın çoğu zaman, teselliyi bir saç fırçasında ararsın ya da eski bir kokuda… Korktuğun anlarda en sevdiğin tatlıyı hatırlamakta bulursun çareyi. Kendince… Seni anlamayacak bir sürü insana yakarsan da yüreğindeki denize attıkları taş bakışlarla milyonlarca damlayı yüzüne sıçratırlar.

2 Eylül 2012 Pazar

2012 Ramazan’ından İftar Geçidi

Bir Ramazan’ı daha geride bıraktık. Aslında Ramazan biteli çok oluyor ama ben daha yeni yazabiliyorum. : ) Her Ramazan’da olduğu gibi bu yıl da davet davet üstüneydi maşallah. Gittiğim birkaç iftar yemeğinden sizlere tavsiye edeceğim mekânlar var; tabii buralara gitmek için gelecek Ramazan’ı beklemenize gerek yok : )

Fotoğrafları daha iyi görebilmek için üzerine tıklamayı unutmuyoruz ; )

Urfalı Kebap Hayrağın Yeri




1 Eylül 2012 Cumartesi

Ankara'nın Huzur Merkezi; Hamamönü...

Fotoğrafları büyük boyutuyla görüntülemek için üzerine tıklayın!


Ramazan ayı içerisinde iftar için eşimle gittik Hamamönü’ne. Altındağ Belediyesi’ne bağlı bir mahalle… Belediye tarafından restore edilmiş, ben diyim Beypazarı, siz diyin Safranbolu evleri… Ankara’nın tam göbeği ama burada kendinizi başkentten kilometrelerce uzakta gibi hissediyorsunuz.

30 Ağustos 2012 Perşembe

Clandras Su Kemeri

--Uşak 3--

 Uşak’ın hayran kaldığım yerlerinden biri de burası… Clandras... Uşak-Merkez’e yarım saat mesafede bir mesire yeri…  Bu köprü MS 2. yüzyılda yapılmış düşünebiliyor musunuz? Tam 19 yüzyıldır ayakta, sapasağlam. Yanında gürül  gürül akan bir şelale, altında bir nehir, sağında solunda ürkütücü kayalıklar

26 Ağustos 2012 Pazar

Bir Adım Sonrası Uçurum; Ulubey Kanyonları

-- Uşak 2--
  
Bu yaz ahdettim : )Uşak’a gidersem tarihi-turistik neresi varsa gezip göreceğim dedim ve bu işe Ulubey Kanyonları’ndan başladım.  Türkiye’de değeri bilinmeyen bir yer… Amerika’nın Arizona eyaletinde bulunan Büyük Kanyon’dan sonra dünyanın ikinci büyük kanyonu ülkemizde ama maalesef bunu kimse bilmiyor. Uşak halkı buraya Ulubey deresi diyor : ) Buyurun bol fotoğraflı bir post :) Korumadıklarım sizindir, ama diğerleri neydi? cısss : ))


25 Ağustos 2012 Cumartesi

Bu yaz Uşak'ta...

Bilmeyenler için eşim Uşaklı ya da nam-ı diğer aşıklar diyarı "Uşşak"lı. Ee doğal olarak artık ben de öyleyim : ) Uşak’ı ilk gördüğümden beri severim. Küçük ve şirin bir şehir…

Uşak İlçelerine Giderken Ayçiçeği Tarlaları
 Uşak şivesine de bayılırım. Otobüsle Uşak’a gittiğimizde daha Uşak otogarına iner inmez duyduğum “Yetişiveecen mi, hadi gidelim gali” gibi sözleri duyar ve çocuk gibi sevinirim Uşak’a geldiğime…


24 Ağustos 2012 Cuma

Aneminin En Önemli Belirtisi Baş Dönmeleriymiş!


Dün akşam işten eve geldikten sonra ayakkabıları içeri almak için eğildiğimde yaşadım ilk şiddetli baş dönmesini… Sonra peşi sıra her eğildiğimde dünya, tabiri caizse fırıl fırıl dönmeye başladı. Havaya baktığımda da aynı problem… Uyumak için sağa sola dönerken de yatağın ortasında yataktan düşecekmiş hissi veren inanılmaz bir baş dönmesi… Her zaman baş dönmeleri yaşardım ama.....


Huzur Sokağı da Sonunda Dizi Oldu : )


Daha önce Facebook sayfamda da söylemiştim. Huzur Sokağı ortaokul yıllarımda belki ilk okuduğum kitaptır. Saymıştım, tam 7 defa okumuş, okumak ne kelime, su gibi içmiştim. Çok beğendiğim için arkadaşlarıma da zor kullanarak okutmuştum : ) Şule Yüksel Şenler’in ölümsüz eseri… Hakikaten çok güzeldi…

23 Ağustos 2012 Perşembe

İletişim Fakültesi Mezunu Olmanın Zorlukları : )


Pek çoğumuzun bildiği gibi Gazetecilik, Radyo-Tv ve Sinema ile Halkla İlişkiler bölümlerini içeren İletişim Fakülteleri sözel bölümler arasında, özellikle büyük şehirlerdeki puanı en yüksek olan girilmesi güç okullardır. Ama asıl atraksiyonlar girdikten ve hatta mezun olduktan sonra başlar.  : )

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile Yaptığım Eski Bir Röportaj

"Elim bir kaza sonucu kaybettiğimiz BBP Genel Başkanı rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile 2007 yılında Digitürk-Keçi Dergisi için yaptığım röportaj... Bakın o günlerde neler söylemiş..."



21 Ağustos 2012 Salı

Ramazan Bayramı'mız Kutlu Olsun...


Bu yıl bayram çikolatalarımızı çocukluğumun ve çocuğumun zevklerini göz önünde bulundurarak aldık. Ülker Napoliten eskiden beri favorimdir, Metro'yu da oğlum çok sever. Bonibon'u da sevmeyen yoktur herhalde : )

Nedendir bilinmez kimileri Şeker Bayramı der, bir diğeri hayır Ramazan Bayramı diye itiraz eder. Kimileri oruç tutanların hediyesi diye düşünür Ramazan Bayramı'nı... 11 ay nasıl geçecek, gelecek Ramazan'ı görebilecek miyiz diye hüzünlenenler de olur, bayram sabahı kahvaltı yapacağım diye ayrıca bayram yapanlar da : )  Ramazan güzeldir, bayramı da öyle... Her ne kadar son iki yıldır özellikle zayıf bünyeleri fazlaca zorlamış olsa da Ramazan'ın havası başkadır.