28 Nisan 2013 Pazar

Salonumuzun Kahve Köşesi : )

Bu hafta Pazar gününü evde geçiriyoruz. Biraz temizlik yaptık evi toparladık ve eşimle salonda ikimiz için bir kahve köşesi oluşturmaya karar verdik. 
Daha önce size evini gezdirdiğim Çağlayan Abi'min bir lafı vardı. 
Çağlayan Abi'nin o sözlerini hiç unutmayız. 

Der ki; insanın mutlu olmak için paraya değil, değişikliğe ihtiyacı vardır. İlk denemeniz tatil olsun... Uzun bir tatil yapamayacaksanız, hafta sonu tatiline çıkın. Her türlü tatile maddi olanaklarınız yetmiyorsa pikniğe gidin. Başka bir eve taşının. Bunların hiçbirini yapamıyorsanız, yatak odası ile oturma odasının yerini değiştirin. Onları da mı yapamadınız? 
O zaman odanın içindeki eşyaların yerini değiştirin. Mutlu olursunuz. 

Biz de bunu yapıyoruz herhalde... Kısa süre önce taşındık biliyorsunuz : ) Bugün de dışarı çıkacak gücü kendimizde bulamadık. Belki akşam... Bu yüzden salondaki eşyaların yerini değiştirdik : ) İşte  caddeye bakan penceremizin önündeki huzur dolu kahve köşemiz... : ) 



Huzur Sokağı'nın Necati'si Hakkında Bir Yorum

Taylan Güner... Huzur Sokağı'nda Necati karakterini oynuyor. Daha önce de televizyon dizilerinde oynamış bir tiyatro oyuncusu(ymuş) Ben kendisine ilk defa Huzur Sokağı'nda rastladım. Oyunculuğunu dört dörtlük bulmasam da bu arkadaşta "jön" olma potansiyeli mevcut. Zaten Türk sinemasının tarihine baktığımızda da jön oyuncular gerçek bir aktör olamamışlar. Fizikle götürmüşler işi yıllarca. Dolayısıyla Taylan Güner de yüzü, bakışı efendime söyleyeyim gülümsemesiyle bence bu dizide başrol oynamalıydı.


6 Nisan 2013 Cumartesi

Erdem'in Çantasından Çıkan Sürpriz

Benim tek tanecik, biricik bir oğlum var, biliyorsunuz. 1. sınıfa gidiyor. Zaman zaman haylazlık yapsa da her anne gibi o da benim değerlim… Bazen 1 yaşında bebek gibi davranıp beni kızdırır bazen de 40 yaşında insanın kalbinden ve dilinden dökülebilecek sözler çıkar ağzından… Bunları not ediyorum uzun zamandır, büyüdüğünde hayatın acımasızlıklarıyla tanışıp boğuşurken okuduğunda o gül yüzünde kırk gram tebessüm oluşsun diye...


Ama bu akşam karşılaştığım şey kısa bir not alarak geçiştirebileceğim bir şey değildi. Yazmak istedim. Senenin başında, okumayı öğrenecek heyecanıyla aldığımız ilk çantasını ve kalemliğini yıkamak için içini boşalttım. Defter, kalem, bozuk para cüzdanı, buruşmuş kâğıtlar, boyalar… İçinde bir şey kalmasın diye elimi son kez çantanın içine daldırdığımda parmaklarım onunla buluştu. Taşınırken Kuran-ı Kerim’leri kolilere koymam. Arabada ayrıca taşırız.  Bu küçük Kuran-ı Kerim de arabada kalmıştı. Oradan almış. Çantasına koymuş. Günlerce taşımış.