20 Temmuz 2013 Cumartesi

Ramazan'ın İlk Davetinde Mezun Olduğum Lisedeydim

Bu Ramazan'ın ilk iftar yemeği daveti için mezun olduğum liseye gittim. Toplumun mütedeyyin kesimlerinin çocuklarının eğitim gördüğü okulumun 16 yıl sonra manevi havasını solumak bana çok iyi geldi.

İftar organizasyonu okulun yemekhane katındaydı. Sanki orası benim yıllarca koridorlarında dolaştığım okul değilmiş gibi yemekhaneye çıkana kadar üç-dört kişiye yolu tarif ettirdim. Unutmuşum. Yüzlerce kişi vardı. Tanıdık, tanımadık herkes tanıyormuşum gibi geliyordu. 





En üst katta olan yemekhaneye asansörle değil anılarımı yad etmek için merdivenlerden çıkmayı tercih ettim. Her katın penceresinin önünde durup onlarca anımı hatırlatan okulun bahçesini seyrettim. Bundan 16 yıl önce bu bahçenin her köşesindeydim. Gözlerim doldu, birileri görmeden sildim, bir kat daha çıktım. İftardan sonra da tabii ki burada bir fotoğrafım olsun istedim.  





Bizim dönemden üç-dört arkadaş bulabildim. Aşağıdaki fotoğrafta sınıf arkadaşımlayım. Kendisi alınmasın ama o dönem "inek" diye tabir edilen öğrencilerindendi. Hem çok çalışkan hem de çok zekiydi. ODTÜ Matematik Öğretmenliği bölümünü kazandı kazanmasına ama 28 Şubat darbesi yüzünden okuldan atıldı. Aradan yıllar geçti. Evlendi, üç çocuğu oldu ve belkide tam ümitlerinin tükendiği anda affedilerek okuluna devam etti. 33 yaşında 3 çocuklu bir anne olarak ODTÜ'den mezun olmak üzere... Allah yardımcın olsun arkadaşım. Gerçekten azmin ve başarın takdire şayan... 






Biz okulumuzu öyle özlemişiz ki herkes gitti ama biz bir türlü kalkamadık. Bendeki B12 eksikliği yine beni herkese rezil etti. Arkadaşlarımı tanımakta öyle zorlandım ki... Hatta bir sınıf arkadaşımı o kadar anlatmalarına rağmen bir türlü hatırlayamadım. Meğer en çok sevdiğim öğretmenimin kız kardeşiymiş. 
Kesin kardeşini öğretmenimden kıskandım ve tamamiyle hafızamdan sildim. Başka açıklaması yok yani...
 Kusura bakma Serap... :)





 Eski okul müdürümüzle de sohbet ettik. O fotoğrafları sonra ekleyeceğim inşaallah. Sabırsızlandım, o yüzden bu kadarla yetindim.

Harika bir akşamdı. Muradiye'deki  hocalarıma, arkadaşlarıma ve bütün dostlarıma sevgilerimi gönderiyorum.



11 Temmuz 2013 Perşembe

15 Yaşındayım, Milenyuma 5 Kala Avrupa'nın Göbeğinde Srebrenitsa Katliamı

İlk mermiler sıkıldığında 12 yaşındaydım. Üç yıl boyunca okulda Bosna için yardımlar topladık, koliledik, gönderdik. Her geçen gün gazetelerdeki haberlerin şiddeti artıyordu.

İnsanlık dışı davranışlar, tacizler, tecavüzler, işkenceler... 13-14 yaşlarındayken odamın duvarlarına astığım gazete manşetlerini bugün gibi hatırlıyorum. "Srebrenitsa BM tarafından güvenli bölge ilan edildi", "Srebrenitsa düştü", "Jepa düştü" 

Yaşıtlarımın duvarlarını popçular, yerli yabancı sanatçılar süslerken benim odamın duvarları Bosna, Çeçenistan, Nahçıvan haberleriyle dolu gazete sayfalarından görünmüyordu.

Yıl 1995...  Hollanda hükümeti, 14 Hollandalı askerinin kıymetli hayatı için binlerce Boşnak müslümanın hayatını feda etti. Savaş artık bir soykırıma dönüşmüştü. Gönderdiğimiz yardımların artık ulaşmadığı haberini aldık. Çevre yerleşim yerlerinden Srebrenitsa'ya sığınan müslümanlar burada sıkıştırıldı. Yaşı 12 ve üstü erkekler kamyonlara doldurularak kadın ve çocuklardan ayrıldı. Birlikte katledilip cesetleri parçalanarak toplu mezarlara gömüldü. Kafası bir mezarda, bacağı başka bir toplu mezarda, kolu bambaşka bir yerde... 

Kadınlar ve çocuklar kurtuldu mu? Hayır, yanı başlarında bir erkek olmadan zulmün ortasında birbaşlarına kalıverdiler. 50.000 kadın adi, şerefsiz, namussuz, aşağılık Sırp askerlerinin tecavüzüne uğradı. Çocuklarının gözleri önünde... Tecavüzler Bosna aile yapısını sarsmak için planlanan, katliamın iğrenç stratejilerinden sadece biriydi. Hamile kalanlar oldu, ailesini terkedip kaçanlar, aklını kaçıranlar... Çocuk masumiyetiyse "Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?" soruları soruyordu.

11 Temmuz 1995'te tecavüze uğrayan 12 yaşındaki kız çocuğunu izledim bugün anma törenleri programında... Şimdi 30 yaşında... "Annemin gözü önünde bana, benim gözümün önünde anneme tecavüz ettiler. Yıllarca terapi gördüm. Daha sonra benim durumumda olan binlerce insan olduğunu öğrendim. Bu iğrençliğe maruz kalan sadece ben olsaydım, yaşayamazdım" diyor, bunları söylerken muhabirin yüzüne bakamıyor. Muhabir de ona... Röportajı da annesinden biraz uzakta yapmak istiyor.

Evet, katil Sırplar Müslümanlara bir mezar taşını bile çok görmüşlerdi. Öldürdükleri masumların kimliklerinin bilinmesini istemiyorlardı. Şehit yakınlarının kalan ömrü; oğlunun, kardeşinin, kocasının parçalarını bir araya getirip sadece bir mezarları olsun diye arayış içinde geçti. Kiminin DNA testi yapılacak bir yakını bile bulunamadı. 



1 Temmuz 2013 Pazartesi

Çeşme'den Urla'ya Uzanan Tatil Anılarımız...

Vee tatil bitti eve döndük. 
Eşimin iş yoğunluğu nedeniyle bu yıl ilk defa kardeşim ve oğlumla birlikte tatile çıktık.
Yaklaşık 750 kilometrelik yolculuğumuz Vivaldi ile başlayıp Vivaldi ile bitti.
İlk ve son kez klasik müzik eşliğinde yolculuk yaptım. ( İnşaallah : )


Yol boyunca ilk molayı 3 saat sonra eşimin memleketi Uşak'ta verdik. 
5,5 saatlik Ankara-Uşak yolunu da 3 saatte tamamlamak farklı bir deneyimdi. 
Allah'tan radara yakalanmadık. Malum cezalar büyük :)