“Çocuğun mu var derdin var”
cümlesini ben en çok Erdem’e oyuncak alırken kullanıyorum. Hem de öyle bir
söylüyorum ki içimin en derinlerinden hissede hissede. Aslında derdim çocuk
değil, onu bana verdiği için Rabb’ime binlerce defa şükürler olsun. Derdim yeni
nesil oyuncaklar… Avuç içini doldurmayacak kadar küçük, hangi amaca hizmet
ettiği ve ne işe yaradığı belli olmayan, sadece popüler olduğu için tomarla paralar verilerek
alınan oyuncaklar...
ÇÖPS
Biz bu dertle anaokulundayken tanıştık. O zamana kadar hiçbir sıkıntımız yoktu.
Alırdım bir araba bir de lego seti tamam. Oynar dururdu. Anaokuluna
başladığında arkadaşlarından göre göre duya duya bu derdi başıma musallat etti.
Almasan olmuyor, mahsun mahsun kedinin ciğere baktığı gibi arkadaşlarının
oyuncaklarına bakıyor, hele “ Biraz da ben oynayabilir miyim?” diye sorduğunda
vermezlerse benim yüreğim parçalara ayrılıyor. Gel de alma. Mümkün mü almamak?
Çocuk ağlar, üzülür, günlerce sızlanır. O unutsa bile anne yüreği çocuğunun o
sinir bozucu oyuncağa hayran hayran bakmasını unutamaz. Velhasıl adını bile
duymadığın o oyuncağın nereden alındığı çocuğun ana babasından öğrenilir ve ne
hikmetse ülkenin en pahalı oyuncak mağazalarında satılıyordur.