3 Ekim 2013 Perşembe

Yeni Gelin Evi Dekorasyonu :))

Merhabaaa!
Birazdan sıfır kilometre gıcır gıcır bir evin dekorasyonuna şahit olacaksınız. :)
Çünkü bu bir yeni gelin evi...
Her şey özenle seçilmiş.
Nişanını burada, kına gecesini burada, düğününü de şurada paylaştığım Ayşe'nin evi burası... :)
Bloğu yakından takip edenler bilirler.
Düğün postunun sonunda düğün gecesi yemek götürmek için evine gittiğimizi söylemiştim.
İşte tam o anda çektim bu fotoğrafları.
Hemen çıkmamız gerektiği için aceleyle çekildi.
İdare edin lütfen... :)
Her zamanki gibi salondan başlıyorum anlatmaya...
Beyaz ve mor tonlarının kombinasyonuyla oluşturulan salonun renkleri feng-sui felsefesine göre doğru bir seçim...
Zira mor, beyin çakrasının rengi...
Yaratıcılığı artıran ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayan bir renk...
Bu yüzden renk bilimciler evin en çok yaşanan bölümü salon veya oturma odalarının mor ile dekore edilmesini öneriyorlar.
Ben de salonumda hayli eskimesine rağmen ( malum 9 yıl bitti :) mor ve lila tercih etmiştim.
Bu arada orta sehpa üzerindeki bohçalar, bizim adetlerimize göre düğün sonrası ziyaretlerde büyüklere götürülmek için hazırlanıyor.


Koltukları yakından görmek isteyenler için...
Ben olsam uzun bir süre kıyamaz, oturamazdım bu koltuklara... :))



Eve genel itibariyle bakıldığında metrekare olarak küçük olmasına rağmen,
 eşyalar o kadar düzenli ve doğru yerleştirilmiş ki bu hissedilmiyor.
Kullanıma açık boş alan çok fazla bırakılmış. Geniş ve ferah...
Tıkış tıkış mobilya ile doldurulmamış.
Gerekli parçalar alınarak eşyaya hizmet önlenmiş.
Eşim hep söyler, biz bu eşyaların hizmetçisiyiz diye... :)
Ayrıca beyaz renk salonu olduğundan daha da büyük gösteriyor.
Yine beyaz rengin mobilyada akıllıca bir seçim olduğunu düşünüyorum.
Çünkü tozu hemen belli etmiyor.
Benim salon mobilyalarım venge rengi yani patlıcan moru, siyaha yakın...
Tozunu aldıktan 3 dakika sonra yanına gidin, hiç tozu alınmamış gibi duruyor.

 


Şimdi de masaya yakından bakalım... :)





Gelinimizi özleyenler için aynaya yansımış silüeti :)))




Ben hala güneşlik ve tül kullandığım için perde işlerinden pek anlamam.
Söyleyebileceğim tek şey, fon perde evi çok güzel göstermiş tabii ki...




Salondan sonra bir evin en merak edilen bölümü mutfak olur.
Dolayısıyla biz de şimdi mutfaktayız.
Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama evin bir dizi tadilattan geçtiğini
fark etmişsinizdir herhalde...
Mutfak dolaplarında da salonda olduğu gibi beyaz kullanılmış.
Beyazın salondaki etkilerini burada da görmek mümkün...
Ben sizin çay makinenizi yerim yaa..
Ne heyecanlı olur değil mi yeni yeni eşyaları kullanmak?
Herkes evliliğinin ilk günlerini hatırlarsa beni anlar.
Bir mandal bile beni çok mutlu ediyordu.
Çünkü onlar benim mandallarımdı :))))






Mutfak tezgahının tam karşısında cici cici sandalyeleriyle mutfak masası duruyor.
 Masanın üzerindeki duvara takılan dolaplar da gayet işlevsel ve yerden kazandırıyor.
Bunu düşünen beyinleri tebrik etmek gerek... :))
Renklere gelince Ahmet Maranki'ye göre mutfakta turuncu ve tonları kullanmak gerekiyor.
Bir çok doğal gıdanın rengi turuncu olduğu için turuncu yemeği çağrıştırıyor
ve özellikle çocuklarda iştah artırıyor.
Çok yiyenler bunun tam tersini yapsın tabii ki :D

Bu arada tüm halıları yakın çekimle göstermek isterdim ama bunları bile alelacele çekebildim.
Bu yüzden üzgünüm... :(
Çünkü halılar da çok orijinal ve şıktı.



 



Mutfak için seçilen avize...
Gözümün önündeki bu detayı kaçırmam mümkün değildi. :))






Geldik mutfaktan sonra en önemli yer olan banyoya... :))
Nedense ben siyah fayansı çok seviyorum. Bunu da sevdim tabii ki...





Burada da siyah ve kırmızının uyumu ile duş kabininin çiçekli camlarına dikkat çekmek istiyorum.





Yatak odasında kahverengi ve bej tonları hakim...
Duvar kağıdı ve yatak başlığı ile beş yıldızlı bir otelin kral dairesi gibi geldi bana :)))





En sevdiğim odayı en sona bıraktım.
Bu odayı o kadar çok sevdim ki hakkında tek başına bir post bile yazabilirdim.
O potansiyel var yani bende... :)
Gördüğüm anda aşık oldum.
Ne var bu kadar mübalağa edecek diyenler olabilir.
Ama ben çok sevdim, ne yapayım.
Hatta odaya ilk girdiğimde gelin ve damada
"Beni bu odaya koyun, 3 gün ekmek, su vermeyin, yaşarım, o kadar güzel..." dedim.
Belki onlar bile şaşırmıştır. :)))
Yeşil, pudra pembesi ve bej tonlarından oluşan köşe koltuğun karşısına televizyon yerleştirilmiş.
Zebra perde de odanın modern stiline çok uygun...






  Gelin ve damadın düğün öncesindeki nöbetleri yüzünden yaşadıkları yoğunluğa rağmen dar bir zamanda bu kadar güzel seçimler yaptıkları için ikisini de kutluyorum.
Yorgun mesailerden sonra akşam kahvelerini alıp koltuklara uzandıktan sonra televizyon seyrettiklerinde yorgunluktan eser kalmayacağına eminim :))
İnşallah en hayırlı zamanda bu oda ve bu evin her yeri çocuk sesleriyle çın çın çınlar.
Ayşe'me ve Mehmet'e bu şirin evde huzurla, mutlulukla yaşamalarını diliyorum.
Darısı kardeşlerimin, diğer kuzenlerimin ve tüm bekarların başına...

2 yorum:

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )