31 Ekim 2013 Perşembe

Babaannemin Şifa Dopingi

Hasta günlerimin birinden daha merhaba,
4 gün oldu, hala iyileşemedim.
Aramızdaki savaşta grip üstünlüğümü korumaya devam ediyor.
Annem iyileşmem için elinden geleni yapıyor.
Meyveleri soyup soyup getiriyor, sağ olsun ...
Nar hakkında öğrendiğim bir bilgi; kanserle en iyi savaşan meyveymiş nar...



Babaannem ve halam da devreye girdi.
Hem kansızlık hem tiroid üstüne bir de grip olduğumu duyunca evimize geldiler.
Gelirken de bana bir şifa dopingi hazırlamış canım babaanneciğim.
Sağ olsun, ellerinden öpüyorum.




Babaannem yıllardır hep doğal beslenirdi.
Ben de ona takılırdım, kızdırırdım.
Doğru dürüst bir şey yemiyorsun.
Ot, çöp yiyorsun diye... : )
Mesela ben küçükken kirazı yer, saplarını atmaz, bize de attırmaz, kuruturdu.
Kışın da kaynatıp çayını içerdi.
Yıllar sonra televizyonda Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'nun bağıra bağıra
"Yediğiniz kirazların saplarını atmayın!"
"Kaynatılarak içilen kiraz sapları, vücuttaki toksinleri atar, tüm zehirleri temizler"
dediğini duyunca
"vayy bee helal sana babaanne, profesör gibi kadınmışsın" diye içimden geçirmiştim. : )






Gelelim babaannemin beni düşünerek hazırladığı çıkınlara... : )

1- Köyde halamla beraber kendi elleriyle topladıkları kuşburnu... 2-3 kupa içtim hemen...

2- Kendisinin tertemiz yıkayıp, doğrayıp kuruttuğu elma kuruları...

3- Çekilmiş çörekotu ki ne işe yaradığını sorduğumda babaannem " Ölümden başka her derde deva" dedi... Yoğurtla karıştırıp yiyorum. Hiç fark edilmiyor bile...

4- Üzüm pestili mi, armut pestili mi kendileri de bilmiyor :) yanında da ceviz...
Cevizi pestile sarıp sarıp yedim, hepsini bitirdim. : )

5- Kendilerinin yetiştirip kuruttuğu nane...

Gerisini yazmayayım. Yoruldum. : )
Ona buradan tekrar kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum.
Onu çok seviyorum.
Görüşürüz..
Herkese sevgiler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )