23 Ağustos 2013 Cuma

Eski Dostum Kokoş'un Evindeyiz...

Bazen "Benim arkadaşım çok ama hiç dostum yok" diye eşimin omzunda ağlamışlığım vardır."
 Belki hepiniz zaman zaman yaşıyorsunuz bu duyguyu... 
Ama ben gerçekten dostum yok sanarken canım arkadaşım, kadim dostum Kokoş'a büyük haksızlık etmişim.
Ben hiç kendisine böyle hitap etmedim ama çevresi genelde öyle diyormuş.
Belki blogda adını yazmamı istemez diye ben de bu rumuzu kullanacağım onun  için...

Kokoş benim 18 yıllık arkadaşım. Muradiye'den... Liseden yani..
Sadece arkadaş değil, benim için çok iyi bir dost olduğunu biraz geçmişin muhasebesini yapınca anladım ve gördüm ki Kokoş ne zaman başım sıkışsa, ne zaman zor durumda olsam Hızır gibi yanımda olan tek insanmış. Çok sık görüşmeyiz üstelik kendisiyle...
3-4 senede bir görüşürüz ama dostluğumuz uzaktan da olsa hep devam etmiş.

Geçen hafta aradı beni... Evine davet etti. 
Erdem de çok bunaltınca bütün iş ve ev arama yoğunluğuma rağmen gittik.
Yine çok özlemişiz birbirimizi, yatsı vaktine kadar oturduk neredeyse...

Evi görür görmez içimdeki blog canavarı yine ortaya çıktı. 
 Tam bloğuma göre bir ev deyip sarıldım makineme ve deklanşöre bir bir basmaya başladım.
İlk fotoğrafı arabanın penceresini açmadan çekmişim. Yağmur yağıyordu.
İyi de olmuş, apartman girişi belli olmamış oldu ve hoş bir fotoğraf çıktı ortaya...



 Holden başlayalım. Bol dolaplı geniş, kocaman ve upuzun bir holle karşı karşıyayız.






Klasik mobilya sevenler için şık bir salon dekorasyonu...
Kokoş henüz bekar olduğu için anne ve babasıyla yaşıyor.
Bu mobilyalar da Kokoş'un annesi ve adaşım olan canım teyzemin ve babasının ağırlığını yansıtıyor.
İkisinin de ellerinden hürmetle öpüyorum.




                           Yine klasik mobilya sevenler için gri mobilya farklı bir seçenek olabilir




 Annemle beraber seçtik eşyaları dedi ama 
bu koltuğun Kokoş'un isteği üzerine burada olduğuna eminim. :))

 


 Ve aksesuarlardan birkaç kare...





Kiralık ev ararken sanki çeşit çeşit yemekler döktüren biriymişim gibi en çok mutfağı merak ederim. 
İnternetten bakarken eşime hemen mutfağı aç nasılmış derim heyecanla...
Siz de öyle misiniz bilmiyorum.
Benim gibiler için hemen mutfağa geçiyorum.





Salon kadar mutfak... Bol bol dolap ... 
Ev deseniz ben diyeyim 180 metrekare, siz deyin 200 metrekare... Çek çek bitmedi :)






Adaşım teyze çok becerikli... Küçük detaylar onun eseri...
Mesela, naylon poşet kutusu 5 litrelik plastik şişelerden yapmış.
Ellerine sağlık teyzeciğim...:))





 Burası da bu güzel evin banyosu... 
Banyoda bir sürprizle karşılaştık.
Hemen aşağıda...




Karşınızda Osmaaann :))
Evet, yanlış görmüyorsunuz, bu bir kurbağa.
Kokoş bunu evinde besliyor.
Yıllardır tutkulu bir kurbağa sevgisi yaşıyor.
Facebook profili yüzlerce kurbağa fotoğrafıyla dolu...
Osman'a gözü gibi bakıyor.
Onu elleriyle besliyor.
Midem bulanarak baktığımda ise bana kızıyor tabii...
Ama Erdem de Kokoş ablası gibi Osman'ı çok sevdi :)




Sohbet, fotoğraf derken acıktık tabii...
Hepsini canınız istemesin diye sadece yanımda yaptığı böreği size gösteriyorum :)
Çok lezzetliydi, çıtır çıtır....
Bu leziz böreğin yapılışı ve tarifi için ayrıca bir post hazırlayacağım :)




 Burası da Kokoş'un odası... Gayet sade ve şık...
Şimdi bunu eklerken teyzeciğimin odasından da bir görüntü almayı unuttuğumu hatırladım.
Oturma odası ve asıl yatak odasını unuttum. Yazık oldu.
Neyse bir taraftan da özel hayata çok girmemiş olduk böylece :)




Erdem'in yanındaki Kokoş'un yeğeni... 
Erdem gelecek, sıkılmasın diye sabah erkenden yeğenini almış getirmiş.
 O kadar anaç bir kız ki kendi evladı gibi seviyor yeğenini...
 Hatta tatile gidecek bugünlerde... Onu da götürecek... 

Küçük bey başta Erdem'den biraz kaçtı. Hemen ilişki kuramadı ama sonra da ayrılmak istemedi.
 Eve dönecekken Erdem'i odaya bile kitledi gitmesin diye :))
Erdem de arkadaşını ve Kokoş Ablasını çok sevdiği için eve gelmek istemedi. 
Anlayacağınız zor bir ayrılık yaşadık.

Geç saate kadar oturunca çocuklar acıktı.
Kokoşum da hemen bir makarna yapıverdi bizimkilere...




Bir kahvenin 40 yıl hatrı vardır derler...
Biz de finali Kokoş'un köpürttüğü kahveyle yapalım.




Bu post da burada biter. 
En kısa zamanda yine görüşeceğiz Kokoşla... 
Artık ara vermeyeceğiz. Öyle bir karar aldık.
Görüşemesek bile bizim kalplerimiz birlikte atıyor.
Allah herkese benim Kokoşum gibi dürüst, sadık, merhametli, hakkaniyetli, temiz kalpli dostlar nasip eylesin.
Bizim de dostluğumuz sonsuza kadar sürsün inşaallah...
Seni çok seviyorum Z..!
Seni Allah için çok seviyorum...










3 yorum:

  1. Aacak şimdi okurken farkettim Muradiye mezunu olduğunuzu ben de 2000 mezunumun Muradiye den belki bir gün tanınırız:))

    YanıtlaSil
  2. Öyle mi : )) Ben 97 mezunuyum... Neden olmasın? Muradiye mezunları iftar yemeğine geliyorsanız farkında olmadan karşılaşmış bile olabiliriz. : )

    YanıtlaSil
  3. Hep söylerim söyleyeceğimde Muradiyeli olmak ayrıcalıktır. Evet bir kaç kez gitmiştim inş görüşmek dileğ iyle

    YanıtlaSil

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )