26 Temmuz 2013 Cuma

TİGEM'de İftar...

15 günlük ev iftarlarından sonra dışarı çıkalım istedik
ve geçtiğimiz hafta sonu çiftlikteki  Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Sosyal Tesisleri
TİGEM'de iftarımızı açtık.
Eşim daha önce gittiği için ona güvendim.
Bana piknik yapar gibi orman içinde iftarımızı açacağımızı söylediğimde çok sevindim. Erdem için de iyi olacaktı.

Şirin kamelyalar uzaktan bakıldığında harika bir görüntü ortaya çıkarıyordu.



Burası da yemeğini dışarıdaki harikulade manzaranın yerine içeride yemek isteyen muhalif ruhlu tipler  için... Tabii yağışlı havaları da düşünmek lazım : )




İftarı kah hüzünlenip sessizce bekleyerek kah Twitter'a girerek bekleyen ben...
Son dakikalarda hiç çekilmiyorum. : )




Biz beklerken Erdem acıktı. Çocukcağıza iftarı bekletmedik tabii ki... :)


Bizden yaklaşık 40 dakika önce yedi yemeğini...
Gözlerimizin önünde... : ) Hain evlat : )



Etraf çeşit çeşit hayvanlarla doluydu. Vakti biraz da onlarla oyalanarak geçirdim.
Kazlar ve kediler normal de postun sonuna doğru ayağımın dibine gelen hayvanın ne olduğunu söylemiyorum. Birazdan görürsünüz. Azıcık merak edin... : )






Sonunda ezan okundu, vakit geldi.
Self servis aldığımız yemeklerimizi masamıza getirdik getirmesine amaa.... : )
Ortam ne kadar güzelse yemekler de bir o kadar kötüydü maalesef...
Soldaki yayla çorbalı, tavuklu menü bana,
Sağdaki ezogelin çorbalı köfteli menü de eşime ait...
Hakkını yemek istemiyorum. her iki çorba da güzeldi.
Eşimin de tüm yemeklerinin tadına baktım tabii ki : )
Ne yağı kullandıkları anlaşılmayan pilav ve ana yemekler vasatın çok çok altındaydı.
Eşim köftesinden bir tane yiyebildi.
Onun köftelerini ve benim bageti kediciklere armağan ettik.
Anladık ki bu yemek bizim değil onların nasibiymiş : )


Az kalsın unutuyordum.
Yemek yanında kızarmış ekmek ikram ettiler. Sevdim bunu, özellikle çorbayla...



Yemekten sonra asıl eğlence Erdem için başlıyordu.
Çimlerin üzerinde oradan oraya zıpladı.
Her ne kadar yemekleri beğenmesek de yeşili çok sevdik.
Erdem çok eğlendiği için gittiğimize pişman olmadık ama
Şöyle bir ders aldık; buraya yemekten sonra semaverle çay içmek için gelmek  gerek...



Üstteki kareden birkaç dakika sonra
Erdem'in yuvarlandığı çimlerin üzerinde bu sevimli kirpiyi gördük. :)
Doğayla fazlasıyla iç içe bir yer....
Benim gibi ömründe ilk defa kirpi görenler içinse safari  gibi geliyor hihi : )))



Erdem pek oralı olmadı. Buranın tadını çıkarmaya devam etti.
Tüm enerjisini attı orada...
Kendi kendine kendisini havada çektiği bir kare... : )



İftardan sonra tesislere ait Tivmaş marketteyiz.
Kapının girişinde memleketimin tuzlarıyla karşılaşınca fotoğraflamayla bırakmayıp iki poşet aldım.
Çok iri olanları tıpkı alttaki fotoğraftaki gibi bir kaba koyduğunuz zaman zararlı elektromanyetik dalgaları topluyormuş.
Tuzun dibine biraz su koyarsanız astım hastalarına iyi geldiği biliniyor.
Oksijen akışı kaya tuzunu lambalarda veya mumlarda yakarak arttırılabiliyor.
Kaya tuzu lambaları negatif serbest iyonları salarak oksijen akışını artırıyor.


Aslında son birkaç yıldır yemeklerde de hep kaya tuzu kullanmak istiyordum ama bulamamıştım. Değirmeni de uzun zaman önce almıştım, hazırda bekliyordu.
Memleketimden çıktığı için demiyorum ama kaya tuzunun insan sağlığına  çok faydası var. :)
Bir defa rafine edilmediği için içerisindeki mineralleri kaybetmiyor.
Hiçbir kimyasal barındırmağı için diğer tuzlara göre çok sağlıklı...
Bağırsak fonksiyonlarını geliştirip, asiditeyi düşürüyor.
Pek çok solunum rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılıyor.
 Alerji, astım ve soğuk algınlığı tedavisinde de kaya tuzunun çok etkili olduğu biliniyor.
  Sinüs iltihaplarını azaltıyor.
Demir, magnezyum, bakır ve kalsiyum gibi organlarımız için gerekli elementleri barındırıyor.



Arasında hiçbir fark olmayan benim memleketimin ve Himalaya'nın tuzlarını yan yana görmektesiniz. Aslında Himalaya tuzunun fotoğrafını hiç çekmeyecektim ama aradaki fiyat farkını görün istedim. Türk medyası yıllardır elalemin tuzunun yerine kendi ülkesinin tuzunun reklamını yapsaydı, böyle bir tablo görülmeyecekti.





Tivmaş'tan bir çift de tabak almıştım.
2-3 gün önce sahurda yaptığım peynirli börekleri bu tabakta servis yaptım.
 Facebook'tan takip edenler hatırlamıştır. Orada paylaşmıştım.
Bu arada bloğumdaki paylaşımlarımı Facebook'tan takip etmek isteyenler buraya tıklayarak Facebook sayfamı beğenebilirler.




Oraya giderken de rahat olsun diye yeni aldığım ama henüz hevesimi alamadığım feracemi giydim.
Bugünün hatırası da böyle bir fotoğraf oldu.






 3. Ramazan postu çok yakında...
Buradaki yemekler kötü olunca dışarıda yemek yeme hazzı duyamadım.
Hemen ertesi gün annemleri dışarıda yemeğe davet ettim.
Fotoğraflar hazır...
Ama hazırlayacak bir blogger lazım : ))
Görüşmek üzere...








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )