10 Haziran 2013 Pazartesi

Erdem'in İngilizce Öğretmenindeyiz...

Uzun zamandır post yazamıyorum, kendimde o enerjiyi bulamıyor, o isteği duyamıyorum. Motivasyonum da düştü.  Malum ülkemizin içinde bulunduğu kritik dönem yüzünden işlerim haricinde gözlerim Twitter'da... Dolayısıyla hep gündemle alakalı şeyler hakkında yazmak istiyorum, bir yandan da bloğumu çok fazla siyasete bulaştırmak istemiyorum. Sadede geleyim. Bugün özlediğiniz misafirlik postlarından paylaşacağım. Erdem'in İngilizce Öğretmeni, benim de sevgili arkadaşım Hanife Öğretmen'in evindeydik. İş yoğunluğu yüzünden en son katılsam da her şey güzel bir post hazırlamaya değerdi. Okuldan Erdem'i ve Nihan'ı alıp soluğu İngilizce öğretmenimizin evinde aldık. Hatırlayacaksınız, bana geldiklerinde hasta hasta iş yaptırmıştım kendisine... Hatırlamayanlar buraya tıklasın... : )

Yeni evli çiftimizin evi modern çizgilerle dekore edilmiş, çok şirin, düzenli, sade ve şık... Önce herkesin içinden bir kere Maşallah demesini rica ediyorum : ) Fotoğraflar öyle güzel çıkmış ki ev sahiplerinin bile bu postu gördüklerinde "Bu ev bizim mi yaa, ne kadar güzelmiş" deyip evlerini daha çok seveceklerini düşünüyorum : ) Vizon ve krem renginin uyumunu, eşyaların yerleşimini çok beğendim. Şahsen bende öyle dekorasyon yeteneği falan olmadığı için takdir ederim böylelerini.  İlk olarak size salonu göstermek istiyorum.




 Burada da aksesuarlarla süslenmiş şık konsolu ve TV sehpasını görüyoruz.





Belki de postun en önemli bölümündeyiz. Allah bir insana hem İngilizce hem Fransızca konuşma, üstüne bir de böyle güzel pasta börekler yapma yeteneği verir mi Allah aşkına?? Verdi mi veriyor güzel Allah'ım : ))) Geç geldiğim için hiç bozulmamış ve özenle hazırlanmış bu sofrayı, suplaları, tabakları, bardakları görüntülemek bana nasip olmadı. Allah'tan Zeynep Hoca çekmiş de bu muhteşem görüntüyü kısmen de olsa görebildik. Masada yok yoktu. Un kurabiyesi, kısır, biber dolması, kek ve unuttuğum pek çok şey... Yaprak sarmaları kalem gibiydi, neredeyse hepsi aynı boydaydı. İki üç gün zarfında peyderpey hazırlamış, gerçekten görüntü ve lezzet bakımından kendisine 100 üzerinden 95 veriyorum : )) 5 puanı da o muhteşem salatadan bana az kaldığı için kırıyorum :))) Hanife Hoca'nın hem akademik hem de ev işleri alanında üstün başarıya sahip, nesli tükenmiş Türk kadınlarından biri olduğunu söylemek istiyor, buradan tekrar ellerine sağlık diyorum. :) Fotoğrafta misafirlerin küçük bir kısmını görüyoruz. Bugün bu ev takriben 20'ye yakın kişiyi ağırladı.





Dediğim gibi hocamız yeni evli ve balayını da Tayland-Bangkok'ta yapmışlar. Söylemiş miydim bunu? Söylemediysem de söylemiş oldum artık : )  Eee gitmişken oralardan Uzak Doğu'yu yansıtan egzotik aksesuarlardan almayı da ihmal etmemiş. Bu uğur getirdiği söylenen filler 7 tane olmaz mıydı yaa? Şimdi farkediyorum. :) Vazolar ve piramitler... Piramitleri Mısır'dan aldık demişti yanlış hatırlamıyorsam.



Bu güzel mumlar da yine Bangkok'tan...




Bunları da sanırım dil eğitimi için gittiği Fransa'dan almış.
Sağdakiler şarap bardağıymış. 
Hemen yanlarında viski ve rakı bardakları da var ama tamamen dekoratif amaçlı : )))




Söylemesi ayıptır, 9 yıllık evliyim hala 100 adet düğün davetiyem duruyor. 
Sanki bir daha düğünüm olacakmış gibi atmaya kıyamıyorum. Konusu açılınca orada benim gibi artan düğün davetiyelerini atamayanlar olduğunu duyunca sevindim : ) 
Yoksa tek çöpçü kendimi sanacaktım. : )
Bunlar da Hanife Öğretmenimizin düğün davetiyesi, nikah şekerleri ve nereden baksan 3 kg. ağırlığındaki düğün albümü... :)))



Erdem'in bugün orada gördüğüm kadar şımardığını hiç görmedim.
Öğretmenin evindesin çocuk, biraz uslu dursana. 
Yok, sanki teyzesinin evinde gibi öyle bir şımardı ki ilk defa bir misafirlikte utandım yani. 
Tabii eve gelir gelmez ilk iş ifadesini almak ve onu dondurma, cep telefonu, GTA oyunu gibi günlük bütün zevklerinden mahrum etmek oldu.
Hocamızın değerli eşinin aldığı bu oyuncak ayı artık öğrencilerine oyuncak oluyor maalesef... 
Bu arada beyefendiye çok nazik olduğunu söylemek istiyor ve bu şirin hediyenin tüm beylere örnek olmasını diliyoruz efendim : ))) Ayrıca genç çiftimizin arasında herşeyin hızla tüketildiği böyle bir çağda zor yakalanabilecek gerçek bir sevgi bağının olduğunu yürekten hissediyor, mutluluklarının devamını ve onlar için en hayırlı zamanda bir bebekle taçlanmasını diliyorum.




Duygusallaştınız mı yoksa? : ) 
Hadi evi gezmeye devam ediyor, finalde geri dönmek üzere salondan çıkıp mutfağa yöneliyoruz. 
Mutfakta en çok dikkatimi çeken şey magnetlerdi.  
Türkiye sınırları içinde ve dışında gittiği her yerden magnet toplamış. : )




Geldik banyoya. Böyle misafirliklerde banyo gibi özel bölümleri çekmeye çekiniyorum ama yine dayanamadım. Öyle cıvıl cıvıl bir banyoydu ki, dışarıda gayet sert, ciddi ve mesafeli bir intiba bırakan öğretmenimizden böyle rengarenk bir banyo beklemezdim açıkçası. Demek ki onun da içinde bir çocuk yaşıyormuş : )




Bu sevimli şeyleri yakından da görmek istersiniz diye düşündüm. 
Sağdaki dedeleri de Fransa'dan almış. :))
Bu arada yukarıda gördüğünüz şalımı bugün ikinci defa taktım. 
Sağolsunlar, arkadaşlarım ikisinde de pek beğendi ve bana da çok yakıştırdılar. 
Siz de beğendiyseniz Pull&Bear'da aynısını ve farklı desenlerini bulabilirsiniz.




 Vee son olarak bir hatıra fotoğrafı... Eğer siz de evinizi böyle tanıtmamı istiyorsanız, Hanife Hoca'nınki gibi donatılmış bir masa ve gülen bir yüz karşılığında gelebilirim. : ))) Ben sağda ev sahibemiz ve diğer İngilizce öğretmeninin tam ortasında oturuyorum. Her iki tarafımda da İngilizceciler varken keşke bir dilek dileseydim de şu yabancı dil eksikliğim ortadan kalksaydı ya da bana ucundan kıyısından biraz bulaştırsalardı : ))




 This is the end of the post. See you on the next post. If wrong in the this post, sorry : )))
This is all my English. Dear my English Teachers, evaluate, please.
Good bye... : )))))))




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )