16 Şubat 2013 Cumartesi

Pişmanlığını Pişmaniyeyle Bastıran Ben : )

Evlilik yıldönümü, doğum günü, nişan yıldönümü, tanışma yıldönümü… Bunlardan hangisini unutursa unutsun eşime mutlaka kızar, kızmasam da trip atar, sonra pek tabi ki her Türk kadını gibi unutur giderim. Sevgililer Günü’nü ise hiç önemsemem. Hatta bu güne gerçekten karşıyım. Ömrünüze sığdırdığınız kadın ya da erkeği yalnızca bir günle hatırlamanın adaletsizliği… Örf, adet ve dini inançlarımız içindeki hacimsizliği… Kapitalist sistemin dalavereleri vs… Yapağı saçlarıyla sosyalizm sloganları atıp ayağına Converse, bacağına Levis giyen idealist genç, üç kişilik bir ailenin rahatça barınabileceği 2 oda 1 salon ev değerindeki dört tekerlekli Chevrolet Captiva’ya binen sakallı “İslamcı” ağabey ve muhafazakar ve kısmen dindar yaşamaya çalışan ben de dahil hepimizin bu sistemin birer parçası olduğumuz bir gerçek… Paranın hükümranlığının sürdüğü kapital ekonomik düzenin bizi içinde erittiğinin de hepimiz farkındayız. Cümlemiz fikren tepkili olsak da bu kuvvetli sistem karşısında direnemiyoruz. Şu an kendimi Üstad Necip Fazıl’ın İdeolocya Örgüsü’ne balıklama dalacakmışım gibi hissediyor ve konuyu dağıtmadan sadede geliyorum. 

  Pişmanlığıma ortak olan pişmaniye : ))


Dün gece Facebook’ta Sevgililer Günü pişmanlığımı şu cümlelerle ifade etmiştim. "Kendime sesleniyorum! Sen kalk, son bir haftadır Sevgililer Günü'ne karşıyım naraları at. Eşine gereksiz yere masraf yapma, gerek yok de. Verdiği çiçek siparişini öğrenir öğrenmez tantana koparıp iptal ettir. 14 Şubat akşamı Face'te bir bir paylaşılan kalpli pastaları görünce de için gitsin. Müstehak sana! Hayır madem çiçek alıyorsun niye gelmeden önce söylüyorsun ki? En azından onunla yetinirdim :( "



Evet, Sevgililer Günü’nden günler önce fikrimi soranlara söylemiştim ailede bütçe açığına neden olan bu güne olmayan inancımı… Eşime de tabii ki, keza o da her zaman benimle bu konuda aynı fikirdeydi. 14 Şubat’tan bir gün önce, sanki her gün başka bir yere giden biriymişim gibi “Yarın tüm gün okulda mısın?” diye sorduğu soru aslında “Sana bir hediye göndereceğim de kurye elinde hediyeyle geri dönmesin, para da boşa gitmesin.” cümlesinin bir başka versiyonuydu. Anında sonbahar rüzgârlarında uçuşan gazeller gibi havaya uçup giden paracıklar canlandı gözümün önünde : ))) “Yoksa hediye falan mı aldın bana, yoksa çiçek mi, daha evlilik yıldönümümüzde çiçek aldın, ne gereği var, zaten soluyor, böcekler havada uçuşuyor” dedim. Önce inkar etti tabii ama ısrarlı sorularıma dayanamayarak itiraf etmek zorunda kaldı ve hemen itirafçıya siparişi iptal ettirmesini söyledim. Yazık, günah dedim yaa bir demek çiçeğe onca para : )) “Çiçek almasan, bir buket çiçek kadarda mı değerim yok, alsan ayrı kabahat, seni çözmek için birilerinin ruh halini inceleyip tez yazması lazım” diye söylene söylene iptal ettirdi. Ben de söylediklerine hiç kulak asmayıp şöyle en derinden rahat bir nefes aldım : )  

 Bana bu yazıyı yazdıran zalim pastalar : )) Umarım bu pastanın sahibi olan şanslı arkadaşlarım Nihal ve Jale Hanımlar pastalarını sizlerle paylaştığım için bana kızmazlar. Öpüyorum onları : )


Ertesi gün yani 14 Şubat akşamı Facebook’ta eşe dosta gelen pastaları, çiçekleri gördüm. Kendimi o anda nasıl ezik hissettim, anlatamam. Tamam, hadi çiçek istemedim, insan düşünürdü de bi yaş pasta alırdı hem ağzımız tatlanırdı diye fotoğraflara bakıp bakıp iç geçirdim, hem de ciddi ciddi canım fıstık drajeli pasta istedi ya. Saat gece yarısı 12’ye yaklaşırken dayanamadı, gitti, bana yani bize pasta almaya… O kadar canım istiyordu ki hapishane avlusunda volta atan mahkûmlar gibi antrede dolaşa dolaşa pasta beklemeye başladım. Tam yorulup uzandığım anda kapı açıldı, “Bütün pastaneleri dolaştım, hepsi mi kapanır arkadaş” diye sesler duydum. Olamazdı. Benimki sevgililer günü olayından çıkıp tatlı krizine dönüşmüştü. Çikolata kremalı ve fıstık drajeli pastayı dış kapının önüne koydu, birazdan sevimsiz sevimsiz gülerek “Şaka yaptııım, al sana pasta” diyecek diye kendimi teselli etmeye çalıştım ama nafile… “Gerçekten bulamadım” dediğinde Türk filmlerinde bir anda saçları beyazlayan Kadir İnanır gibi üzüntüden saçlarımın beyazladığını sandım :( Mutfakta dört dönüyorum. Tatlı tatlı tatlı… Ne yiyebilirim? Çokokrem olsun onu ekmeğe sürüp yemeye de razıyım diye düşünürken Sevgililer Günü fuarından aldığımız İzmit pişmaniyesiyle göz göze geldik. Ağzıma aldığım her pişmaniyede hediye istemediğim için bir kere daha pişman oldum. 

Hepinize iyi geceler...

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )