3 Şubat 2013 Pazar

Kime Niyet, Kime Kısmet...

Akşam eve geldiğimde öyle yorgundum ki ayaklarımı hissetmiyordum. Tatilimin sondan bir önceki gününde ayaklarımı uzatıp miskin miskin evde yatmak varken iki gündür evde kapalı kaldım diye öğlen dışarı çıkma krizim tuttu. Aslında bugün bir arkadaşıma gidecektim ve onunla ilgili ikimizin bazı sırlarını da vereceğim özel bir post hazırlayacaktım ama büyük buluşmaya arkadaşımın önemli bir engeli çıktı, özetle gidemedik. Ben de aldım oğlumu, tatilinde hakkıyla eğlensin, mutlu olsun diye Ankamall'e götürdüm. Bu işin daha çok bana yarayacağını nereden bilebilirdim :) Her çocuklu ebeveyn gibi ilk durağımız Toyz Shop oldu. Anne kuş olarak yavru kuşumu pahalı oyuncakların önünden mıknatıs gibi çekerek daha makul fiyatlı olanları ona abarta abarta anlattım. Mağaza görevlisinden hiç duymadığım şeyleri istedi. Nerf diye bir silah varmış, küçüklüğünden beri Erdem'e hiç şiddet içeren oyuncaklar almadım : )) Ama bu silah gerçekten çok oyuncakımsı : )) Fiyatı en uygun olanını beğendirip ona ikinci karne hediyesi olarak bir adet Nerf aldım. İlki de baş belası Hot Wheels idi. Elim kadar bile değil, parmak kadar oyuncaklar dünyanın parası. Bu yeni nesil oyuncaklara karşı savaş açacağım, az kaldı : )


Sömestr tatili münasebetiyle çocuklar için eğlenceler düzenleniyormuş. Umduğumuzu bulamasak da Erdem eğlendi sayılır. Çocuk işte... Yollarda boy boy billboard reklamlarında Keloğlan Ankamall'de diyor ama ortada bir gösteri bile yoktu. Sadece dandik bir dekor var. Oyuncular da senin benim çocuğum :) 

 

İşte olay bundan ibaret... Git masanın sandalyenin yanında resim çektir falan filan. Amaa bu kareleri çekebilmek için ben de ortama ayak uydurarak diğer anne babaları ezmekten geri kalmadım. Ben de ezildim ama... Zaten etim ne budum ne... :P Ben minik bir anneyim!

 

 Bebeğimin mutluluğu önemliydi benim için evet ama gezilecek yerler bitince benim gözüm vitrinlere takıldı. Hepsinde %50-%70 indirim yazıyor. Daha da çok kısa bir zaman önce üç-beş parça alışveriş yapmıştım, acil hiçbir şeye ihtiyacım yoktu, hatta kendime ne alabilirim acaba diye de düşündüm ama olsun bu indirimi kaçıramazdım, içim kıpır kıpır oldu. Erdem'den izin alarak birkaç mağazaya baktım önce. Sus payı olsun diye mi, yoksa gerçekten ucuz olduğu için mi, yoksa alışveriş yapma dürtümü köreltip hemen eve gideyim diye mi bilmiyorum ilk önce eşime iki tane gömlek aldım. Ne de olsa bütün gömlekleri eskimişti diye düşündüm. Oradan çıktık, başka bir mağazaya girdik. Erdem, "sen keyfine bak anne, ben oyuncağımla oynarım" dedi. Ben de rahat rahat dolaşırken askıda tam istediğim gibi bir pantolon gördüm, etiketi görünce gözlerim fal taşı gibi açıldı. Üzerindeki fiyatın gerçek olup olmadığını görevliye sordum. Kadıncağız da inanamadı, bir yanlışlık olmalı dedi, sordu soruşturdu, hayır yokmuş, tek kalmış o da bana kalmış. Hemen kaptım tabii ki : ) Erdem'in acıktım narasını fırsat bilerek içimdeki alışveriş canavarına dur biraz, abartma dedim ve hemen kafeteryanın yolunu tuttuk. Ben de kadınım işte :)


Nasıl fotoğraf çekiyorsa, küçük kuzunun flashı gözlerimi kamaştırdı. Bu fotoğraftaki pırıltı yüzümü saklamak için değil, tamamen burnumu saklamak içindir : ) Eşim o sırada telefon etti, o da Ankamall'e geldi. Erdem'i yanına aldı. Onlar erkek erkeğe takıldılar her zamanki gibi ben de yalnız... Ama hiç, bir kadın elinde kredi kartlarıyla AVM'nin orta yerinde yalnız bırakılır mı? 1,5 saat sonra LC'de buluşmak üzere sözleştik. Yalnız başıma vurdum kendimi mağazalara... Gezdim gezdim... Denedim, çıkardım. Almamak için kendime binbir bahane uydurdum. Her giydiğim çok yakıştığı halde :p bunun burası böyle, şunun kumaşı kötü, bu bende eğreti durdu gibi iç seslerim sayesinde bir çok parçayı yerine bıraktım. 1,5 saatin dolmasına çok az kalmıştı. Sabret Güler biraz daha dayanırsan aile bütçenize hiçbir zarar vermeden eşine ve yavruna kavuşacaksın, diye telkinlerde bulunuyordu beynim. Ben bütün iyi niyetimle sevgilimi aileme doğru ilerlerken şeytan gel gel burada daha önce hiç bakmadığın şeyler var, belki tam sana göre bir ceketi burada bulacaksın dedi. Birkaç adım sonra çok da bayılmasam da hoş bir ceketle burun buruna geldim. Görevli zorla denettirdi. Sonra üzerime ne kadar iyi oturduğundan, renginin ne kadar trend olduğundan, bana çok yakıştığından, daha önce bu fiyatın iki katından fazla meblağa sattıklarından söz edince kaç taksit yapıyorsunuz dedim : ))) Eşim taksitleri sever, çok ses çıkarmaz. Peşin ödemeden de bir o kadar nefret eder.  100 TL' nin üzerine 6-8 ay arası taksit yapıyoruz dedi kız. Etikete baktık, 99.90 TL. Ne olacak dedim. Taksit yapamayız dedi. O zaman bunun yanına düşük fiyatlı bir t-shirt falan bul dedim. En kötü t-shirt 29.90. Mağaza görevlisi kız ile beraber bir elimizde ceket, 10 TL'yi aşmayan bir şey bulmak için koca mağazayı iki-üç kez turladık. Sonunda mavi bir kemer bulduk. Tam acemi müşteri gibi bütün satış numaralarını yedim maalesef. Bu arada 1 saat 40 dakika olmuştu, aileden ayrılalı. Koştur koştur yanlarına gittim. Gitmişken de Erdem'e iki takım pijama aldık. Anlayacağınız battık battık. Aldğım kıyafetleri ilerleyen günlerde giyersem postlarımda size hatırlatırım. Alışveriş anı çok hengameli olduğu için fotoğraflayamadım. Eve geldiğimizde ise durum buydu, bense pert...


Her zaman benim için en doğru insan olduğunu düşündüğüm eşim perişan halimi görünce elinde bir bardak saleple yanıma geldi; iç kendine gelirsin dedi. İçtim ve sayesinde sizlere bu postu yazdım. Allah ondan razı olsun.  

 

İyi akşamlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )