23 Şubat 2013 Cumartesi

Ev Dekorasyonunda Klasik Stil mi Dediniz?

Uzun zamandır eksik fotoğraflar yüzünden beklettim Çağlayan Abim ve Turcihan Ablamların evini... İsimlerin fazlasıyla ilginç olduğunu biliyorum evet : ) Elimdeki fotoğrafları da kaybetme korkusundan artık eksik de olsa bu postu yazma zamanı gelmişti. Geçenlerde yeni aldıkları eve misafirliğe gittik. Ev görmeye gelen misafirlerin hiçbir yorum yapmadan gittiklerini söylediklerinde çok şaşırdım. Tamam ev bir uzay üssü gibi değildi, Topkapı Sarayı'na da benzemiyordu ama insan nasıl yorum yapmaz. Evlerini dekore ederken çok gezmişler, çok düşünmüşler, çok para harcamışlar, yani çok emek vermişler. Bu postla hem onların emeklerini boşa çıkarmayacağım hem de yeni evlenecek, eşyalarını değiştirecek  ve klasik mobilya sevenlere fikir vermiş olacağım inşallah. Evlerinin her köşesini fotoğraflamama izin verdikleri için teşekkür ediyorum. Birbirinden güzel bir sürü fotoğraf görmeye hazır mısınız? En başa kendimi koymuşum farkında olmadan : )


Salonla başlayalım evi turlamaya... Bu aslında benim tarzım değil, 40 yılda bir görürsem eğer hoşuma gider ama kendi evimin salonunu her gün böyle görmek istemem. ( Zaten maddi olarak da imkanı yok haha : ) Evin babası eski plak koleksiyoncusu. Plakların fotoğrafları kayıp maalesef. Bulur bulmaz ekleyeceğim :( Evin baş köşesini gramofonu süslüyor. Ayrıca eski plaklarını dinlediği bir de pikabı var. Fotoğrafın sağında Çağlayan Abinin yarısını görmektesiniz. : ) Cüsse itibariyle iri olsa da çok romantik ve naif bir kişiliği var.


Koltukların bir başka açıdan görüntüsü... Bu fotoğrafı çekebilmek için insanları yerinden kaldırdım. Değerimi bilin : ) İnsanın kendisini kraliyet ailesinden bir prenses gibi hissettiği bordo koltuklarla beraber tüm koltukların toplam fiyatı 9000 Türk Lirası imiş : ) Siteler'den alınmış. Duvardaki Allah-Muhammed çerçeveleri hediye gelmiş. Perdelerin şeceresini sormayı unuttum.


Altın yaldızlı vazonun üzerindeki güller çok estetik görünüyordu. Bu da hediye gelmiş maalesef. O yüzden fiyat veremiyoruz.


Bu kare de salonun bir başka köşesinden... Aslında konsolun üzerine asacaklarmış o kocaman aynayı. Ama evin üniversite öğrencisi hanım kızı o duvara hem de öyle yanpeş yanpeş asalım deyince kıramamışlar. Bence hiç de fena olmamış. Ayrıca böyle bir aynayı böyle asıp, bu şekilde kullanmaya çok fazla kişinin cesaret edeceğini de sanmıyorum.


Masanın üzerini de fotoğraflamışım ama gümüşlük mü, vitrin mi diyoruz ona, işte onu unutmuşum. Not aldığım kağıda vazo Paşabahçe yazmışım ama bu mu, üstteki sarı vazo mu bilemedim :) Bu arada vitrin ve masa da 4500 liracık tutmuş. Halıyı, perdeyi de hesaba katarsak, bu salonun tamamı nereden baksan 20 bin liraya mal olmuştur diye tahmin ediyorum. Çağlayan Abi yanlışım varsa söyle lütfen :)))


Rakamlar dudaklarımızı uçuklatmadan salondan çıkalım. Antreye gelelim. Eve dış kapıdan ilk giren  misafir, antrede bu aynayla karşılaşıyor. İnanmayacaksınız ama bu ayna da hediye haha... Bugün fiyat veremeyeceğiz herhalde : ))) Yalnız dikkatinizi çekerim. Hediyeyi alanlar da ev sahibinin klasik ve Bülent Ersoy tarzı zevkinden tam olarak haberdar... Eve uygun olmayan bir hediye yok gibi : )) Aaa bu arada evin tamamı duvar kağıdı... Benim çok hoşuma gitti bu desenler...


Antreden hemen sola kıvrılıp mutfağa giriyoruz. Evin kızını bizim için hazırlıklar yaparken yakalıyoruz. Tamam salon bana hitap etmiyordu ama siyah, kırmızı ve beyazın hakim olduğu mutfağa ben bayıldııımmm.


Ev sahibi ne yapmış ne etmiş diye pasta böreklerin tadına bakmak benim asli görevim... : )) Şaka şaka... Şöyle mutfak hakkında konuşurken soluklanmak için oturdum masaya... O elimde tuttuğum şeyin içinde pekmez var. Antalya'dan almışlar. Bu arada perdelerin güzelliğine bakar mısınız? Yine bir cesaret örneğiyle karşı karşıyayız. Mutfakta siyah duvar kağıdı... Gerçekten muhteşem olmuş.


Mutfakta en sevdiğim detay bu sevimli raflar oldu. Allah'ım yaa... Ne kadar şirin, ne kadar zevkli. Koçtaş'tan 40-60 TL arasında bir fiyata almışlar. Hatırlamıyorlar. Şimdi mesela, ben bundan alsam bizim kağıtsız, dümdüz duvarımızda böyle güzel durur mu, yoksa bunu bu kadar tatlı gösteren siyah duvar kağıdı mı?


Bu bölüme bir de içinde ben olmadan bakalım. : )


Ben hayran hayran mutfak fotoğrafları çekerken "Ayyyyyyy" diye bir nida duydum. Arkamı döndüm bir de ne göreyim. Turcihan Abla şekerliğe şeker doldururken nasıl olduysa her yeri şekere bulamış. Kendisi o döktüğü şekerlerden daha tatlı birisi... "Oldu olacak beceriksizliğimizi de çek" dedi. Ben de kırmadım çektim : )))) Bu arada Turcihan Abla'yı gerçekten çok severim. Evlilik hazırlıkları yaptığım sıkıntılı günlerde Güzin Abla gibi etkisi oldu üzerimde. Keza evliliğimin gidişatında da önemli rol oynayan birisidir. Ayrıca "hiç kimsenin yağmurun bile öyle küçük elleri yoktu" şarkısı da onun için yazılmış gibidir. Elleri ve ayakları çocuk gibi küçücüktür Turcihan Abla'nın...


Sıra geldi ikram tabağımıza... Sunum çok estetik. Böyle bir tabağın içinde kurbağa bacağı olsa yer insan.  Safranlı sarı pilavımız da çok lezzetliydi.


Gördüğünüz tüm tabakları güzel kızımız hazırladı. Ev haliyle gördüğünüz bu güzel bayanın giyim tarzı çok sıradışıdır. Neredeyse bütün gardrobunu fotoğraflamıştım, yazının başında söylediğim gibi o bölümü kaybettim. Hatta kıyafetlerinden birini bana hediye etti. Her gittiğim evden hatıra olsun diye bir hediye alıyorum, bu bir blog adeti, bu adet de sizin evde başladı dedim. Baya bir güldük.  Bu arada elbise, çanta ve ayakkabıda anne-kız leopar desen tutkunu desem herhalde şaşırmazsınız. : )


Kız çocuğudur, ne olur ne olmaz diye yukarıdakinin adını söylemedim ama Bilal'in adını söylemeliyim. Bilal evin tek oğlu. Çok yakışıklı ve liseli bir delikanlı. Neden adını söyledim? Çünkü Huzur Sokağı dizisi başladıktan sonra, oradaki Bilal (Kutsi) karakteri yüzünden kendisine hayran kız sayısı %100 oranında artmış haha : )) Ayağımızda da birer terlik ya da ayakkabı olaymış iyiymiş...: )))


Diğer odaları merak ettiğinizi hissediyorum. Tatlı tabağımızı da göstererek mutfaktan çıkıyoruz. Aslında sırf o minicik çatallar yüzünden çektim bu tabağı... Çağlayan Abi Japonya'dan almış.


 Turcihan Ablaların iki kızı bir oğlu var. Burası kızların odası... Duvar kağıdının rengine hasta oldum.


Bu da süslü küçükhanımefendinin makyaj masası... Hani az önce mutfakta harıl harıl tabak hazırlayan vardı ya... : ) Taburedeki çantaya da tatile giderken kozmetik ürünlerini koyuyormuş. Çantanın büyüklüğüyle kıyaslayarak düşünün artık ne kadar süslü olduğunu. Offf yaa keşke kıyafet ve çanta fotoğrafları kaybolmasaydı : (

 

 Yuh artık banyoyu da mı çektin, diyeceksiniz. Evet, çektim. Hilton lavabo güzeldi ne yapıyım : )


Burası da kızların gözdesi Bilal Efendi'nin odası... Elimde makinayla beni görünce hemen arkasını döndü. Oğluşum da sevdi Bilal Abisinin odasını.


Geldik yatak odasına. Bordoların ve altın sarılarının yoğunluğuyla yine saray odası gibi bir oda... Yatak başındaki aplikler odaya daha da egzotik bir hava katmış.  Komidinlerin üzerinde iki minik gramofon daha görüyorsunuz. Çağlayan Abi'nin gramofon tutkusu buraya kadar girmiş. Şimdi yine eski plakların fotoğraflarını sizlere gösteremediğim aklıma geldi üzüldüm :(


Büyük gramofonla başladık, küçük gramofonla bitirelim. 


Eğer kayıp fotoğrafları bulursam mutlaka ilave edeceğim. Çağlayan Abi'ye, Turcihan Abla'ya ve çocuklara evlerini sizlerle paylaşmama müsaade ettikleri için tekrar teşekkür ediyor ve yeni evlerinde sağlık, huzur ve mutlulukla oturmalarını diliyorum. Umarım eşya seçiminde kararsız kalanlara yardımcı olan noktalar olmuştur.

Sevgiyle kalın...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )