3 Şubat 2013 Pazar

Çiğ Köfteyle Vişne Suyu Olur mu? Oldu...


Sayılı gün çabuk geçermiş. Nedense tatillerde zaman çok hızlı geçiyor. Sanki izinli olduğum zamanlar akrep ve yelkovan iki katı performansla çalışıyor gibi geliyor. Erdem bu akşam itibariyle yine anneannesinin yolunu tuttu. O iğrenç şurubunu da çantasına koydum. Dün yeni aldığımız pijamalarını da… O annemdeyken o kadar çok özlüyorum ki… Yüzü, sesi, pis kokulu elleri bile burnumda tütüyor. Bütün gün üçümüz tabancacılık oynadık. Oyuncak moyuncak ama ciddi ciddi can yakıyor. Giderken yeni Nerf’üyle çok mutluydu, anneden mi ayrılıyorum, kaç gün anneden uzak mı kalacağım, umrunda değildi paşanın. Yarın akşam o incecik sesiyle telefonda anneee ben seni çok özledim, aklıma sen geldin, seni düşündüm, ağladım demeyi bilir.  
Gitmeden önce Ege’yle ikisine yaptığımdondurmalı pasta ( bu pastanın adını ben koydum, fotoğrafı görmek için buraya tıklayabilirsiniz ) dan yiyecekken birer dilim de babasına ve oğluma koyup “Anayım ben anaaa siz yemeden boğazımdan geçmedi” derken kendimi tam bir Anadolu kadını daha doğrusu babaannem gibi hissettim. Ne de olsa bebekken ona benzeyeyim diye ağzıma tükürmüş. Halbuki çoğu zaman bir şeyler yerken ev ahalisini düşünmem. Onlar da beni düşünmezler.
Erdem gidince bizim ev öğrenci evine dönüyor. Özellikle yaz tatilinde Erdem annemde kaldığı zamanlarda tam bir bekâr evi modunda takılıyoruz. Bugün de eşime Erdem’i götürürken gelirken al diye çiğ köfte ısmarladım. Daha çocuk evden çıkmadan dışarıdan yemek söylememin tek sorumlusu Nihan! Dün Nihan’ın çiğköftelerini Facebook’ta gördüğümden beri aklımdan çıkmıyordu. Komagene’ninkileri daha çok seviyorum. Mutlaka oradan alması için tembihledim. Onlar çıktıktan 1 saat sonra yanına ayran da al demeyi unuttuğumu hatırladım. Telefon edeyim söyleyeyim ama çiğ köftenin yanında ayranın gittiğini bilir alır gerek yok diye vazgeçtim. Eve geldiğinde çiğ köfteyi yapayalnız görünce Nuh’un kafasını baya bir şişirdim. Evde yoğurt var sanıyormuş da vs vs.

Yeni eve taşınalı 1,5 ay kadar oldu. Akşamları sık sık sokakta polis arabaları görüyorum. Gece bile sanki devriye geziyor. Şu sözlerimi gören de Çinçin Mahallesi’nde filan oturuyoruz sanacak.  Çiğ köfteleri hazırlarken mutfağa yine yanar döner ve yanar söner siren ışıkları yansıdı. Nuh yandık yine bir vukuat var herhalde, polisler gelmiş diye ortalığı velveleye verdim, hemen cama çıktık. Bu kez yanılmışım, gelen çöp kamyonuymuş ve ben ilk defa bugün çöp kamyonlarında siren lambası olduğunu fark ettim.  Çiğköfteleri hazırlarken iki porsiyonu tek kutuya koydurduğu için Nuh’a bir daha kızdım. Çünkü benim payımdan da nemalanacağını ikimiz de çok iyi biliyorduk. Nitekim öyle de oldu. Televizyonumuz bozulduğu için ve deve yüküyle ödemelerimiz olduğu için yeni bir televizyon alamadık. Tivibu’yu açıp “Umutsuz Ev Kadınları” eşliğinde ben vişne suyuyla Nuh da sodayla çiğköftelerimizi yeyip bu günümüzü de nihayetlendirdik. Haa bu arada anneme de gönderdiği kadayıflar için teşekkür ediyorum. Onları yarın yiyeceğim kısmetse…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yukarıdaki yazıyla ilgili yorumunuzu alayım : )